Kategori arşivi: Genel

Satanizm, İslam ve Kadın

Satanizm, İslam ve Kadın

Satanizm’de Şeytan kadına ve erkeğe eşit derecede önem verir. Birini diğerinden kayırmaz, birine kurallar koyup diğerini alabildiğine özgür bırakmaz. Kadın ve erkek birbirlerini tamamlayan parçalardır tıpkı bir yapboz gibi.  Aşağıda görüldüğü gibi, Şeytan bizden kadın-erkek eşitliğini ister.

                                                      Ayetler Kitabı III.Bölüm

 Ayetler Kitabı II.Bölüm         

                                                    Ayetler Kitabı III.Bölüm

                                                   Ayetler Kitabı III.Bölüm

                                                   Ayetler Kitabı III.Bölüm

Bunlar sadece birkaç tanesi… Görüldüğü üzere Ayetler Kitabı’nda kadın-erkek eşitliği defalarca vurgulanıyor. Sizlere tatlı su Müslümanları gibi kulaktan dolma hadislerle, uydurulmuş hikayelerle değil, direk Şeytan’dan gelen sözleri sunuyorum. Şeytan bizlere aydınlığı getiriyor, dogma ve katı kurallar koymuyor. Hak, hukuk ve cinsellikte kadını bir birey olarak görüyor. Ben, şahsi olarak buraya açıklama yazma gereği duymuyorum, çünkü ayetler gayet açık ve net.

Haydi, bir de islamda kadın nasıl görülür, buna bakalım.

Kuran kadını ezmez, islamdan önceki arap toplumunda kızlar diri diri gömülürdü, cennet annelerin ayakları altındadır vesaire, vesaire…  Tatlı su Müslümanlarının hakkında hiçbir şey bilmediği islamı “ya bizim dinimiz çok adaletli çok eşitlikçi” demek ve kendilerini rahatlatmak için dillerine pelesenk ettiği cümlelerdir. Hayır efendim, Kuran kadını ezer,  mal yerine koyar.  Önce bakalım İslam öncesi arap toplumu ve inancı nasıl?

İslam öncesi Arap toplumunda bilinen en yaygın inanışa bakalım, Lat Uzza Menat Tanrıçaları. Yani o zamanlar toplumda tanrıça tapınımı vardı ki tanrıça tapınımı görülen kültürlerde kadınlar ezilmez, aksine saygı duyulur. Kadın, bereketin ve bolluğun temsilcisidir. İsteyen sitemizden belgeler bölümündeki Ana Tanrıça Şeytan ve Uyanış kitaplarını okuyabilir ama ben size bu konu hakkında yine Ayetler Kitabından bir ayet vereyim.

                                                         Ayetler Kitabı Bölüm III

Şimdi gelin Muhammed’in ilk karısı Hatice’ye bakalım. Muhammed’den önce iki evlilik yapmış, evliliklerinde çocukları olmuş, ticaretle uğraşan, mal varlığı zengin bir kadın. Kadınların diri diri gömüldüğü bu dönemde sizce nasıl olur da bir kadın hem üç evlilik yapabilecek, hem ticaretle uğraşabilecek, hem de mal varlığı olacak? Hani kadınlar köleydi, gömülüyordu?

Bu durum kritiğinden sonra, Kurana dönelim ve nasıl kadınların birer mal gibi görüldüğüne tanık olalım.

Nisa-24 Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler dışında, tüm evli kadınlarla evlenmeniz de Allah’ın yasasıyla size haram kılınmıştır. Bunların dışında kalan bütün kadınlar, kendilerine mal varlığınızdan bir kısmını mehir olarak vermeniz ve zina yolu ile değil, evlilik bağı yoluyla almak şartıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin. Mehrin tespitinden sonra karşılıklı anlaşmak suretiyle mehrin az veya çok ödenmesinde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, yaptığı her şeyi yerli yerince yapandır

Mu’minun 5-6 Onlar/Müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar

Nisa-4/3 Eğer (birden çok evlilikte kadınlar arasında) adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya eliniz altında olan cariyelerle yetinin

Bu ayetlerde görüldüğü üzere, savaşlarda esir alınan kadınlarla olan ilişkilerin helal olduğu görülmektedir. Savaş esiri alınan kadınlar, evli olsa bile haram değildir. Sizin malınızdır ve dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Nisa-34 “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta) dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.”

Ve çoğunuzun bildiği/duyduğu Nisa-34. Ayet. Erkeklerin karılarını dövebileceğini söyleyen, kadınlara itaat emri veren ayet.

Hazır bundan bahsetmişken Muhammed’in kendine onlarca kadın alması –ki yine şirin görünmek isteyen din adamları tarafından zor durumda kalan bir hanım ile evlenerek hem onu içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarmış, hem de bu konuda arkadaşlarına örnek olmuştur denilerek meşru kılınmış, fakat kendisi öldükten sonra karılarının nikahlanmasını da engellemiştir.-

33/AHZÂB-53: Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli bir şey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah’ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.

Konuyu uzatmamak ve sizleri sıkmamak adına, burada bırakıyorum, ama biliniz ki, Kuranda bunlardan daha fazlası var. Şimdi, soruyorum sizlere; bir tanrı hak hukuk ve eşitliği mi getirmeli, yoksa kimlerle evlenilebilir, cariyeler sizin savaş ganimetinizdir mi demelidir? Artık uyanmanın vakti gelmedi mi? Aydınlığa çok az kaldı…

-Zero (POL Üyesi)

Ruh satma absürtlüğü

Ruh Satma Absürtlüğü

Ruh satma olayı, bazı materyaller ve tılsımlı sözcükler kullanılarak; dileklerinizi Şeytan’a sunup, onunda sizden bir şey istemesi karşılığında yapılan karşılıklı bir anlaşma olarak geçer. Bu olay pek çok topluma yayılmış ve merak sarmıştır. Hatta bu olay pek çok masonik örgütünde yaptığı bir ayin olarak kulaktan kulağa yayılmıştır.İşin aslına bakılırsa Şeytan, kişinin ruhu karşılığında bir iş yapmaz. Öğretimizde, Şeytan zaten insanın iyiliğini isteyen, onun spiritüel anlamda gelişmesini sağlayan bir Tanrı’dır. Böyle bir varlık neden “bir insanın ruhu karşılığında” onun vaatlerini dile getirsin ki?

“Benim, sizler için resmini çizdiğim ibadet, kolaydır. Sizin bana tapmanıza da ihtiyacım yoktur ve yüceltmenize. Kötü tanrı gibi bana devamlı, riyakarca ve menfaat için yağcılık yapılması kıvanç vermez bana. Yapacağınız her şey, kendinizi yüceltmeniz içindir aslında. Kurbanınıza da gerek yok benim açımdan ve istemem de bunu, özel durumlar gerektirmedikçe. En büyük kurbanınız bana, kendi teninizin zevkini yaşamanızdır, kendiniz için.” 

AYETLER KİTABI
V. BÖLÜM 34.AYET

Yani Sahte dinlerin Sahte Tanrısına yapıldığı gibi kendimizi yırta yırta duâ etmeye gerek yok. Farklı birşey yapmaya da gerek yok. Zaten O, her takipçisini dikkate alandır. O’na sadece içtenlikle duâ etmemiz yeterlidir.

Peki nedir bu ruh satmanın gerçek yüzü?

Hristiyanlığın gelmesiyle birlikte Şeytan daha da kötü ve vahşi bir varlık olarak lanse ettirilmiştir ve kilise elinden geldiğince tüm her şeyi karalamaya çalışmıştır. Bunun yanında fantastik yazarların eserleri veya filmler dolayısıyla gerçekten böyle bir şey var gibi insanlar yanılgılara düşmüşlerdir. Semavi dinlerin insanlarıysa Satanizm’e bir anlamda giriş olan İnisiye Ritüel’inin adını karalayarak, Şeytan’ı daha vahşi göstermiştir. İşin aslında ne Şeytan’ın gelip insanın ruhunun alması olayı vardır, ne de insanın köle olması. Köle olmak, ancak Semavi  Dinlerin Tanrısına yapılan bir şeydir. Sadece İnisiye’nin adı kabalaştırılmış ve ritüel sırasında gerçekleştirilen olaylar fantastik filmlere konu alacak şekilde değiştirilmiştir. Işıkla Kalın..!

-Judas (POL Üyesi)

Sabit düşünceler ve insan üzerine

İnsanlık gelişse de tek bir düşünce de bağlı tutan her görüş insanlığa çok zarar vermiştir çünkü zaman geçtikçe de insanlığa faydalı olacak sistemler de yenilikle beraber değişmektedir.  Her şey zamana uygun düzenlenmelidir.

insanlar düşünce olmadan var olamaz ve tüm insanlar özgürce düşünmese bile her bağnaz düşüncenin takipçisi diğerini yanlış olmasıyla, her şeyi kendi savunduğunun dedikleriyle yargılamak gibi şeylerle suçluyor ve kendi ölüsünü kutsayıp diğerlerini düzen çarkları arasında yitip gitmiş ahmaklar (belki “zavallılar”) olarak niteliyor.Savunduğumuz her şeyi bir kenara bırakarak aklın önünden çekip de bakalım: peki bizim öğretimiz yani satanizm neden doğrudur? O zaman kilitli düşünceler insanlığa zarar verir de biz nasıl yarar veririz; neye dayanarak bunu iddia ederiz?

Bunu daha kolayca kavramak için önce bunların zarar veren yönlerini bilmemiz gerekir.Eğer ki bunların bazı zararlı yönleri olduğu halde bunların boyutunu düşündürtmeden kendini kabul ettirebiliyorsa; insanlığa en başta iman istekleriyle zarar verirler.Ve insanların akıllarıyla da kabul etmesi çok zordur bunları.Çünkü bir ideolog bir ideoloji şekillendirir ve o ideoloji de insanları şekillendirir.Bir insan kendine bir yaşam felsefesi biçer ve o felsefe insanları şekillendirir.Bir tanrı bir din şekillendirir ve o din insanları şekillendirir.Çağa göre, şahsa göre, en başta da arzuya göre farklı şekillenmesi gereken ideolojiler, felsefeler ve dinler; sabit, durağan, statik biçimde işliyor böylece.

Şimdi bizim öğretimizin neden insanlığa fayda verdiğini; kan dökülmesine, akla kilit vurulmasına yol açmadığını görelim:

• Öğreti, bir ideoloji geliştirilecekse insanların birlikte mutluca yaşamaları için, hali hazırda var olan bir ideolojinin peşine takılmak yerine; çağa, ülkenin sosyokültürel ve ekonomik yapısına ve arzuya göre var edilmiş ve her talebi ile vaadi akıl süzgecinden geçirilmiş bir ideolojiyi öğütler, bireyin kendisince oluşturulmuş akılcı bir ideoloji.Yani insanın aklını yoksayıp kaç yüzyıl önce yaşamış bir şahısların aklına güvenmesini normalleştirmez; insanı kendinin ideoloğu yapar.Dine inanılacaksa bin yıl önce gelmiş küflenmiş kitaplara inanılması gerekmez bizde.Başka zekaların ve başka iradelerin istek, emir ve hükümlerini boşverip içini dinlerse insan ve aklını kullanırsa; elbette ki öz fikirlerini ve öz dinini bulacaktır.Bunun için önce kendinden olmayandan bir süre arınmalı insan ve içine dönüp dinlemeli içini.Yürümeyi zaten bilen bir insanın prangalarını bırakması ve adım atması yeterlidir yürüyebilmesi için.

• Statik doktrinler, ortak ülküye adanmadıkları sürece benliği yok etmeye programlıdır.Ben ile biz’i çarpıştırırlar, birey ve toplum ilişkisini çıkmaza sokarlar.Öyle bir hal alır ki bu; toplumla çıkarı çatışan birey ya toplum çıkarı için kendini feda eder ve şehit olur ya da toplum onu feda eder ve hain olur.Eğer ki birey güçlüyse anti sosyal olur ve topluma zarar verir.Onu da yapamıyorsa ama kendine yetebiliyorsa asosyal olur ve çıkarını böyle korur.Statik doktrinlerin insanlığa getirdikleri budur.Öğreti ise insanın evrensel bütünde hak ettiği yere ulaşmasını destekler: yani kendi cenneti olan Dünya’da yaşayıp diğer canlılarla da bağlantıda olmasını.Ve ister Yhwh ister başkası bu cenneti cehenneme çevirdiyse, insanların cennetlerini yani dünyalarını ve haklarını bu hastalıklı düşünceye/bilince karşı korumalarını.Bunun olması içinde insanın kendisini tanıması,bilmesi zihnini özgür ve hür bırakması hiç bir varlık veya tanrı için köle olmayıp kendi tanrısallığının farkında olması gerekir.Bir insanın karnının doyabilmesi, sağlıklı beslenebilmesi, (ruhsal, düşünsel ve cinsel olarak), cinselliğini yaşayabilmesi, zekasını tamamen kullanabilmesi, ruhsal güçlerini bilip kullanabilmesi ile tüm bu saydıklarımın herkes için geçerli olması kime zarar verecek ki birey-toplum, ben-biz çatışması olacak?

Dünya, bütün bu saydıklarımı her insana sağlayabilir.Yoktan var olacak nimetler değildir bunlar.Hem de “İki ekmeği olan birini aç olana versin.” gibi herkesin orta halli olmasından çok daha başka ve güzel çözümleri vardır Dünya’nın.Gördüğümüz gibi: Dünya’da insanın insanı kıskanması için hiçbir neden yok.O halde neden kıskançlık var Dünya’da; neden herkese fazla bile geleni yetiremiyoruz bir türlü?

Ben size cevapları vereyim: aklı başında insan kıskanç olamaz.Aklını hiçe sayanları kullanarak Dünya’ya kıskançlık sokan; kölelerin, akılsızların, yarım insanların ve ölüm ile kanın tanrısı olan Sahte tanrı’dır elbette ki herkese yetecek bir Dünya var elbet ancak o ölüm ve kan istiyor.Önce insanlıktan aklı alıp kıskançlığı verdi.İnsanlıktan da ondan kıskançlığı alıp kan ve ölümle besleyecek onu; bunu bekliyor.

Öğretimiz bu yüzden “Kendimizi tanımayı” öğütler ve bunun herkesçe yapılmasını önerir.Herkesin önce kendi ben’ini saymasına saygı göstermemiz kıskançlığı yok edecektir.Çünkü bilmemiz gereken şudur ki; her ben’e yeter bu Dünya ve ben-biz çatışması sadece çölde susuzken görülen serap gibi, Efendi’nin yaşamımızda etkisizliğinde gördüğümüz bir ilüzyondur.Önce arzularımızı dinlemeliyiz ve daha sonra aslında arzulamadığımız ne çok şeyi kıskandığımızı fark etmeliyiz.İçimizinden ve yeryüzünden kıskançlığı sildiğimizde anlayacağız bu Dünya’nın cennetimiz olduğunu.

-Dualitenin Işık Cephesi (POL Üyesi)

Cinsel Enerji ve doğru uyandırılması

CİNSEL ENERJİ – EŞCİNSELLİK – CİNSEL TECAVÜZLER

Cinsel enerji seks anında ortaya çıkan yüksek bir enerjidir. Pek çok faydası vardır. Satanistler ister grup seks olsun, ister ikili ilişki olsun her durumda cinsel enerji üretmeli ve Şeytan’a ulaştırmalıdır. Başka bir ifade ile ona sunu olması ve tepki olarak da, Şeytan’dan enerji alınması için, cinsel enerji üretmelidir. Peki sadece bunlarla sınırlı mıdır? Hayır. Cinsel enerji bizi sahte tanrının etki alanından uzak tutar. Ona zıt enerji ürettiğimiz için bir nevi ondanda korunmamıza yarar. Bu yüzden bizim için sadece zevkle üretebileceğimiz güçlü bir enerjidir.

Cinsel Enerjinin uyarılması

cinsel enerji

Cinsel enerjinin uyarılması için de mutlaka her iki tarafın da zevk alması gerekmektedir. Bir tarafın isteksiz olduğu, zevk almadığı, görev olarak veya menfaat karşılığı yaptığı cinsel ilişki, cinsel enerji üretemez. Tecavüzler veya sadizim vasıfları taşıyan ilişkiler de enerji üretemezler. Bununla beraber şunu da söylemek gerekir ki, iki tarafın da zevk aldığı, kendisini bütün zincirlerden hür bıraktığı ve isteyerek yaptıkları sadist ilişkiler de cinsel enerji üretirler.

“Kimse utanmamalı içindeki istekten. Ama kimse de zorlamamalı başkasını; ya da aptallığından ya da cahilliğinden istifade etmemeli. Her şey, tam bir anlaşılmayla ve rıza ile olursa, buna karışamaz kimse.”

Ayetler Kitabı
III. Bölüm 59. Ayet

Zevksiz bir cinsel ilişkide veya zorlama durumlarında cinsel enerji üretilemez . Özellikle Şeytan’a inanan kimselerin hem ona ulaşabilmeleri, hem sahte tanrının etki alanından çıkabilmeleri, hem Şeytan’dan tam tersi etkiler alabilmeleri için cinsellik konusunda hür, serbest, heyecan uyandırıcı ilişkilere girmeleri, utanmamaları gerekir. Kafalar tamamen boş olmalı ve herşey içgüdüsel yapılmalı. Herkes serbest seks yaşayabilmeli. Yukarda da belirtildiği gibi bu durum insanın eşi ile de gerçekleşebilir. İlle de herkesin grup seks yapması gerekmez. Ama bu tek eş tercih edildiği için yapılmalı veya öyle istendiği için olmalı. Utanmaktan, kıskançlıktan ve namusluluk taslamaktan değil. İsteyen tek eşli olur isteyen çok.

Eşcinsellik

Eşcinsel ilişkiler Şeytan açısından hoş görü ile karşılanırlar. Bu
konudaki hükümler açıktır. Herkes kendi içinden gelen ne ise onu
yapmalıdır. Kimse kimsenin cinsel isteklerine karışamaz ve
ayıplayamaz fakat eşcinsel ilişkiler sadece duyulan zevk açısından,zihinsel enerji sayılabileck bir enerji üretirler ve kişiler zevk aldıkları için gene Tanrı’ın gücünü uzak tutarlar. Hatta Şeytan’a da ulaşırlar fakat cinsel enerji dediğimiz şeyi tam olarak üretemezler. Çünkü erkek, erkekle veya kadın, kadınladır.

Burada pozitif ve negatif’i olumlu, olumsuz, iyi-kötü anlamlarında kullanmıyorum. Tıpkı elektrikteki anlamı ile kullanıyorum. Pozitif ve pozitif enerji üretemez aynı şekilde, negatif ve negatif de enerji üretemez. Enerji için mutlaka Pozitif ve Negatif yani, dengeli enerjiler gerekir. Eşcinsel ilişkilerde ise cinsel enerji dengesi yoktur ve açıkçası eşcinsel ilişki Şeytan’dan çok sahte tanrıya yakınlaştırabilir (bunu yazının devamında açıklayacağız). Bunun olmasını önleyen tek şey eşcinsel ilişkinin zevk için yapılması ve zihinsel engelleri yani sahte tanrının koyduğu zihinsel engelleri yıkmasıdır. Bu yüzden de Şeytan tarafından onay ve destek görür.

Eşcinsel ilişkide enerji dengesi olmamasına karşılık karşı cinsler
arasındaki anal veya oral seks böyle değildir. Karşı cinsler arasındaki Anal seks’le cinsel enerji uyarılabilinir. Cinsel enerji için cinselliğin yolu değil, karşı cinslerin olması önemlidir.

CİNSEL TECAVÜZ

Tecavüz ister karşı cinsler arasında, isterse eşcinsel anlamda olsun,mutlaka ve mutlaka kişileri sahte tanrının etki alanına sokar. Bu gibi şeyler sahte tarafından yasaklanmış görünmekle birlikte aslında onun tarafından belli edilmeden desteklenir ve teşvik edilir. Müslümanların savaşta ele geçirdikleri kadın ve erkelere tecavüz etmeleri normaldir.

Kadınlara yapılan tecavüzleri yanısıra erkeklere yapılanlar da
desteklenir. Hatta sahte tanrı, insanların bilinçaltlarını besleyerek
eşcinselliği devamlı olarak canlı tutar. Bu yorumların birinci kısmında Kuran’da yapılan Cennet tasvirlerinden ve Cennet’te oğlancılığın günah olmayacağını ima eden ayetlerden bahsettim. Bu gibi şeyler Müslümanlarda oğlancılığı ve oğlancılık fikirlerini canlı tutar. Başta Afganistan ve İran olmak üzere Müslümanlığın en yobazca uygulandığı ülkelerde, Eşcinsellik son derece yaygındır. İran’daki din komisyoncuları olan, her molla’nın dört beş tane oğlanı vardır. Araplar da bu işe çok düşkündürler. Neden?

ÜÇ SORU VE CEVAPLARI

1 – Sahte tanrı, neden eşcinselliği yasakladığı halde destekler?
2 – Neden, müslüman ülkelerde bu gibi şeyler çok yaygındır?
3 – Sahte tanrı, bu gibi şeyleri hangi yöntemlerle destekler?

Burada ortaya attığım, Sahte tanrının bu gibi şeylere destek göstermesi ve bunların kişiyi sahte tanrıya yaklaştırmaları bir çok kişide hatta kendisini satanist zanneden bir çok kişide bile tepki uyandıracak ve inanılmaz,hatta yukardaki üç soru bile son derece saçma görünecektir. Fakat bunlar doğrudur. Dilerseniz önce eşcinsellik konusunu ele alalım.

1 – Sahte tanrı, neden eşcinselliği yasakladığı halde destekler?

Şimdi birinci sorumuzu ele alalım. sahte tanrı eşcinselliği kesin olarak yasaklamıştır. Buna karşılık yeterli imkan verilerek eşcinsellik neredeyse resmi hale getirilmiş ve Cennet’teki gılmanlar, hizmet eden güzel, inci gibi gençler’den bahseden ayetlerle de canlı tutulmuştur. sahte tanrı eşcinselliğin olmasını ister fakat bu onun hoşgörüsünden değildir. Şimdi dinde ne kadar yasak olduğunu bilerek, eşcinsel ilişki kuran iki insanın kafalarındaki durumu değerlendirelim. Bu ilişkiyi gerçekleştiren kişilerin ikisi de büyük bir günah işlediklerini bilmektedirler. Bilinçaltları ve bilinçleri suçluluk duygusu ile doludur. Suçluluk duygusu ise, sahte tanrının beslendiği, istediği duygulardan biridir. Kul suç işleyecek ki, günahını affettirmek için devamlı olarak ona dua edecek, af dileyecek. yerlere kapanacak.

Bu duygu ile günlerce yaşayacak ve devamlı olarak sahte tanrının istediği negatif zihinsel enrjiyi üretecek. Sonra dayanamayıp, yine yapacak Yine af dileyecek. Sonunda bu işe alışıp, boş verecek fakat bilinçaltı gene de bu büyük günahla dolu olacak. Eşcinselliğe vazgeçilmez şekilde alışıp,hayatlarını yaşayanlar da önce bilinçaltı olarak negatif durumda olacaklar. Sonra, çevredeki yeni insanları eşcinselliğe teşvik edecekler ve suçluluk duygusu taşıyan kimseler çoğalacak. Bundan da sahte tanrının beslenmesi atacak. Yani, amaç bir şeyi yaptırtmamak değil. Suçluluk duyurarak, yasakları çiğneyerek yaptırtmak. Ayrıca zaten eşcinsel ilişki fazla bir cinsel enerji üretmez ki, bu enerji sahte tanrıyı rahatsız eder. İnsanların cinsel istek ve zevklerini eşcinsel ilişkilerle tatmin etmeleri ve karşı cinsle sadece üremek için, zevk almadıkları birleşmelerde bulunmaları sahte tanrı için en ideal durumdur. Bu şekilde cinsel enerji yok olur.

Hristiyan kilisesinde de durum aynıdır. Bugün Vatikan’daki rahiplerin yüzde doksanı eşcinel ilişkiler içindedirler. Geceleri uyurken rüyalarına kadın girmesin, uykuda boşalma olmasın diye cinsel organlarına haç koyup uyuyan rahiplerin, birbirlerine takıldıkları zaman nasıl sabahlara kadar dualar ettiklerini, tamamen tanrıya yönelerek ona nasıl da tam istenilen negatif zihinsel enerji gönderdiklerini düşünebiliyormusunuz? Tabii Hıristiyanlıkta bir de rahibeler var. Onların arasındaki ve müslümanlıkta haremde istiflenip de ayda veya iki ayda bir, o da on dakika filan cisellik yaşayan kadınların başka çareleri var mı ?Onlarda aynı şekilde ve aynı suçluluk duygularında…

 

İŞİN TECAVÜZ ŞEKLİ

Eşcinselliğin tecavüz şekli kadınlar arasında daha az olmakla birlikte erkekler arasında çok sıktır. Sahte tanrı açısından bu şekil daha makbuldür çünkü Tecavüz edenin suçluluk duygusunun yanısıra tecavüze uğrayanın hem suçluluk duygusu, hem cinsel kompleksleri, hem depresif durumları, kafa karışıklığı sahte tanrı için en mükemmel negatif duygu enerjisidir. Tecavüze uğrayan kimse zamanla eşcinselliğe alışsa bile bilinçaltı yukarda anlatılan olumsuzlukları korur. Ve de en önemli nokta. İster isteyerek, ister bir tecavüz sonucu eşcinsel ilişkilere alışan kimseler yaşladıkları zaman cinsellikleri kalmayınca sahte tanrının en büyük taraftarı olurlar. Hepsi kendilerini dine vererek,ölümlerine kadar ibadetlerini eksiksiz yerine getiriler ve devamlı af dilerler. Tabii bu da sahte tanrı için tatlının üzerindeki kaymak gibi oluyor.Türkiye’de mesleği bıraktıktan sonra kendisini ermiş ilan eden, dualar eden ve hatta büyücülük yaparak para kazanmaya çalışan bir çok eski eşcinsel vardır.

KADINDA KARŞI CİNSİN TECAVÜZÜ

Tecavüze uğrayan kadınların psikolojileri çok daha kötüdür. Tabii
kadınlarda eşcinsel tecavüz daha ender görülen ve zor bir şey
olmaduğundan dolayı burada erkekler tarafından tecavüze uğrayan kadınlardan bahsediyorum. Bu da sahte tanrı için makbul fiillerden biridir.

Tecavüz eden erkek belki fazla bir suçluluk duygusu taşımaz fakat uyandırdığı vahşi ve saldırgan zihinsel enerji gene istenen birşeydir.Bu gibi duyguları uyararak tecavüz eden erkek, o zamana kadar
dışında kalmış veya fazla etkilenmemiş de olsa bu aktivitesi ile sahte tanrının tesir dalgasına kapılır ve bundan kolay kolay kurtulamaz.
Kadına gelince. Sahte tanrı belki de her kadının bir şekilde cinsel tecavüze uğramasını da isteyebilir çünkü tecavüze uğrayan kadın işlem sırasında cinsel enerji üretemediği için ilişki zaten zararsızdır ve bu sırada sahte tanrının etki alanı iki tarafı da kavrar. Bundan sonra belki dayak yiyerek zorlanan kadın zaten yeteri kadar negatif zihinsel enerji uyardığı için sahte tanrının etki alanındadır.

Tecavüzden sonra çoğu kadın artık erkekten korkar ve cinsel
duyguları uyuşur. Hatta uzun süre cinsellikten de kendi cinsiyetinden de ve hatta cinsel organından da nefret eder. İşte ideal İslam kadını duyguları. Tabii İslam kadınları böyle değil ama İslami kaynaklara bakın, Kadının olması istenenin bu olduğunu görceksiniz.

Bu kadının artık sahte tanrıyı rahatsız edebilecek cinsel enerji üretebilmesi çok zordur. Hele de tecavüz birkaç kişi tarafından yapılmış ve şiddet kullanılmışsa kadın büyük bir ihtimalle artık ömür boyu cinsel soğukluk içindedir. İlerde bir gün, bir erkekle evlenir, fakat büyük bir ihtimalle cinselliği düzelmez. Sadece çocuk üreten ideal İslam kadını olur. Tabii kendisinin müslümanlığa bağlı bir türbanlı olması gerekmez. Hatta dinsiz birisi bile olsa kaderi budur. sahte tanrya pil olmak. Bu noktada hatırlatmakta fayda vardır ki, Evli çiftler arasında oluşan tecavüz durumlarının da belki dayak veya fazla fiziksel zorlama olmamasının dışında hiç bir farklılığı yoktur.

TECAVÜZE UĞRAYANLARA BİR ÖĞÜT

Kadın veya erkek olun. Başınıza böyle birşey mi geldi? veya
hayatınızda, ilerdeki günlerde böyle bir durumla mı karşılaşacaksınız? Fizik planda hakkınızı arayın, ne yaparsanız yapın fakat asla kendinizden nefret etmeyin, bunu yıllar yılı kafanıza takmayın.Duygusal olarak unutun gitsin. Bunu unutmaz ve kafanıza takarsanız ilerde aynı şeyle yine karşılaşmaya zemin hazırlamış olursunuz. Bu konu aşağıda anlatılacaktır. Karşı cinsten nefret etmeyin. Size bunu yapan bir veya birkaç tane sahte tanrının kuludur. Herkes öyle olmayabilir. Kendinize yaşama şansı tanıyın ki ömür boyu ona mahkum olmayın.

SAHTE TANRININ ETKİ ALANINDA OLMAK NE DEMEKTİR?

Şimdi gelelim yukarda devamlı olarak tekrarladığım şu, “Sahte tanrının etki alanına girmek.” deyimime. Öyle ya. Ne olur yani etki alanına girilirse? Zaten çoğu kişi sahte tanrının etki alanına girmek istemez mi?

Herkes ya da bunu iyi bir şey zanneden herkes ister tabii. Ama herkes bu derece yoğun giremez. Yoğun şekilde girmek için ya aşırı dindar veya böyle şeyler yaşamış olmak gerekir.

Yukarda anlattıklarıma bakarak kimse, sahte tanrının herkesi özel olarak takip edip, izlediğini ve söz konusu olumsuz durumları yaşarken onunla ilgilenip, etki altına aldığını zannetmesin. Etki alanı farklı bir durumdur. sahte tanrının, zaten çevrede kendi medyumlarından birisi olmadan sizin ne olduğunuzu, nasıl bir durumda bulunduğunuzu bilmesi imkansız

Etki alanı dediğim şeye spiritüalistler etki veya tesir konisi de derler. Burada amaç yukardan tutulan bir el feneri ışığı gibi, konik şekildeki bir etkiyi anlatmaktır. Ben etki alanı demeyi daha uygun bulmaktayım.Etki alanı sahte tanrının yaydığı ve güçlendikçe de daha, daha geniş hale getirdiği ve en fazla da kendi kulları üzerinde güçlü olan bir etki dalgasıdır. Bu bir ağa benzer. Yada network diyelim. Bu etki alanı her zaman yanımızda, üzerimizde, içimizdedir. Onunla içiçe yaşarız fakat aynı Şekilde Şeytan’ın da etki alanı içindeyiz. Kişinin bu etki alanlarının birinin içinde olmaması çok zordur. Ancak birinin içinde olarak diğerini uzaklaştırmamız mümkündür.

Bu alanın veya ağın amacı hem sahte tanrıya gereken ve insanlar
tarafından üretilen enerjileri taşımak, hem de genel bir etki yayarak
ağa takılan kimsenin kurtulmasını zorlaştırmak, kişi hangi nedenden takıldı ise o nedeni güçlendirmektir.

Söz konusu etki alanını ile sahte tanrının durumu devamlı takip ettiği de zannedilmesin. O çoğu zaman gurumun farkında bile değildir. Etki alanı zamanında yerleştirilmiş olan otomatik çalışan bir enerji dalgasıdır ve sahte tanrı güçlendikçe o da gelişip, güçlenir. Aslında örümcek ağı benzetmesi daha uygun olabilir çünkü ona kapılanın kurtulması, örümcek ağına yakalanan sineğin kurtulması kadar zor da olabilir.

Bu enerji dalgası ne yapar. Herşeyden önce kendisine yakalanan
kimselerin, sahte tanrının tercih ettiği türde enerjileri üretecek yapıda olmalarına yardım eer. Mesela kızgınlık, aldırganlık, Dinsel şeylere inangaçlık, sahte tanrının istemediği şeyleri söyleyenlere inanmama. Mesela bu yazıyı okuyup, gerekli ayetlere de baktığı ve yazılanların doğru olduğunu gördüğü halde bir çok kişinin okuduktan sonra unutması, doğru bulmaması, doğruluğunu ispatlayan ayet veya hadislerin gösterilmesine rağmen bunu görmemesi gibi

Bunların yanı sıra kendi din komisyoncularını desteklemek ve
güçlendirmek. Bu ağın bir görevi de yukara belirttiğim gibi ağa
yakalananın, yakalanma nedenini abartmaktır. Mesela dinsel
duygularla bağlanın dinsel duygusu ve inangaçlığı zamanla artar
dedik. Fakat dinsel hiç bir yanı olmasa da insan olumsuz duygularla bu ağa yakalanırsa bazı duyguları beslenir. Bu kişinin ibadetini ihmal etmeyen imanlı bir Müslüman veya Hıristiyan olması gerekmez. Hatta devamlı olarak dine küfreden bir inançsız da olabilir. sahte tanrı için farketmez. Önemli olan onun zihinsel ve duygusal yapısından uyarılan negatif enerjinin sahte tanrıya yönlenmesidir.

Bu açıdan baktığımız zaman bir teavüz olayında, tecavüze uğrayan dağılmış, perişan olmuş duygular içindeyken derhal etki alanını üzerine çeker veya daha dığru bir ifade ileetki alanını kendi üzerinde güçlendirir. Diyelim ki, bu kişi bir kadın olsun. Tecavüz olayı geçtikten sonra uzun zaman unutamaz, bu olayla yaşar ve devamlı olarak etkiyi güçlendirir. Üzerine çektiği etkiler ve özellikle de korkmuşsa onu devamlı olarak depresif durumlara sokacaktır. Depresyonu ve olumsuz duyguları arttıkça da etki güçlenecektir. Bu durum giderek hayatın değişik alanlarına da kayabilir. Kadın her konuda başarısız, silik veya korkak bir hale de girebilir. Bundan da duyacağı kompleks gene sahte tanrıyı besler. Bu şekilde yıllar yılı başarısız, gayretsiz olan kadınlar vardır.

Zamanla sevme ve sevilme duyguları, insanlara saygısı, herşeyi
körelir. Bunun başka kötü yanları da vardır. Msela kadın tecavüze
uğradığı için veya o sırada etki alanına iyice dalmışsa etki alını onun tekrar tecavüze uğramasını kaderi haline getirecek şekilde işleyebilir. Tecavüze uğrayan bir çok kadın hayatları boyunca, farklı zamanlarda birden fazla tecavüze uğrarlar. Sanki bu onlarda bir alışkanlık olmuş gibi olur. Çünkü etki alanı onların üzerine bu gibi şeyleri çekici bir enerji yığar.

Tecavüzcü için de durum pek farklı değildir. O da bir defa yapınca
bunu tekrarlar. Ya da vican azabı duyar. Her durum istenene
uygundur. Yakalanıp hapse atılırsa olumsuz duyguları artar ve her
olumsuz duygu sahte tanrıyı besler. Hatta kendisine kızılıp küfür edilmesi bile onu besler.

Tabii buraya kadar behsettiğim şeyler etki alanına, cinsel tecavüz
veya suçluluk duygusu ile kapılanlar için. sahte tanrının etkisini ve bunlara nasıl direnileceğini de ele alacağız.

Öet olarak söylemek gerekirse bazı kimseler vardır ve çoğumuz bu
gibi kimseleri tanırız. İşleri bir kere ters gitmeye başlayınca devamlı ters gider. Bir türlü olumsuzluktan kurtulamazlar. Bu yüzden sahte tanrıya dualar ederler ama bir işe yaramaz. Dua ettikçe daha çok dibe batarlar çünkü dualar da onun etki alanına yakınlaşmayı arttırır ve tabii onu besler.

2 – Neden, müslüman ülkelerde bu gibi şeyler çok yaygındır?

Şimdi ikinci sorumuza geldik. Hemen endişelenmeyin. Bu sorunun
cevabı, birinci sorunuki kadar uzun değil.

Eşcinsellik, cinsel tecavüz gibi şeyler sadece Müslüman ülkelerde
değil, iki cinsiyetin ayrıldığı, uzaklaştırıldığı, her yerde olur. Sahte tanrı ya kasıtlı yapıyor veya insan psikolojisini ve cinsel dürtülerini bilmiyor. Müslümanlık. Kadın şeytandır. Kadın pistir. Kadın kötüdür. Kadın ortalarda görünmemelidir der. Abartmıyorum. Bunları söyleyen bir çok hadis var. Kadın, erkekten ayrı tutulur. Örtülere sarılıp, sokağa poşetle çıkartılır. Bunun sonucu ne olur.

Bir erkek, bir kadınla ilişki kurabilmek için evlenmek zorundadır veya eski günlerdeyse cariye satın alır. Yani köle. Mddi durumu buna uygun olmayan erkekler ya da işi gereği, evli olduğu halde evlerinden uzak yerlerde bulunan erkeklerin bir kadınla cinsel ilişkiye girebilmeleri imkansız birşey. Bir kadına yaklaştıkları anda
farkedilirler. Fakat buna karşılık erkekler ve kadınlar kendi aralarında cinsel ilişkiye rahatça girebilirler çünkü iki erkek aynı çadırda yatabilir,yalnız başlarına dağa, ormana gezmeye gidebilir ve her imkana sahiptirler. Kadınlar da haremde zaten bir aradadırlar. Kısacası, cinslerin, kendi cinsleri ile bir arada olmaları çok kolay ve şüphe çekmeyen birşey. Dolayısıyla ya cinsel bunalımdan kuduracaksınız ya da eşcinsel ilişkiye gireceksiniz. Başka çare yok.

3 – Sahte tanrı, bu gibi şeyleri hangi yöntemlerle destekler?

Bu sorunun cevabı zaten yukardaki, ikinci sorunun cevabının içinde. Sahte tanrı, islam şeriatı ile, cinsleri ayırarak, kadını kirli, pis, şeytan göstererek, Cennet’te oğlancılığın günah olmayacağını hissettirerek belli etmeden eşcinselliği esteklemiş olur fakat bir yandan da dehşetli tehditler savurarak yasklar. Bunların hepsi bir plan dahilindedir.

EŞCİNSELLİK KÖTÜMÜDÜR?

Bütün bu durmları gördükten sonra eşcinselliğin kötü olduğunu
söylemeye çalıştığımız da düşünülebilir. Hayır. Kötü değildir. Fakat
Şeytan’ın kuralları içinde, isteyerek, sahte tanrıya ve onun günahlarına gerçekten boş vererek, korkmayarak, suçluluk duygusu olmadan yapılırsa kötü değildir. sahte tanrıya bağlı olarak ve günah kaygıları içinde yapılırsa o zaman kötüün kötüsü olur.

Ve Şeytan açısından da insanın, kendi kafasındaki zincirleri kırması ve sahte tanrının kurallarının ve etki alanını dışına kaçması nedeni ile kutsanan birşeydir.

ASEKSÜELLER NE YAPMALI?

Aseksüel olduğunu düşünen, cinselliğe hiç bir şekilde ilgi duymayan kişiler ise kendilerini enerjisel olarak geliştirerek, öğretinin ışığını insanlığa yayarak, bir şeyler üreterek bir çok şekilde hizmetlerini yapabilirler.

Bu yazı Uyanış kitabından alınarak Pol Rahibi
Furkan Mavi tarafından düzenlenmiştir. Işıkla Kalın!

Satanizm

Satanizm nedir?

  Önyargılarınızı kapı dışarı bırakarak yazımı okumaya başlamanızı rica ediyorum. Satanizm insanlığın başından beri olan bir inanç, sevgi ve mücadeledir. Satanizm kan ve şiddet değildir. Medyada çıkan birkaç serserinin yaptığı saçma şeylerin günah keçisi de değildir. “Günah keçisi” ne güzel bir tabir değil mi? Şeytan ile özdeşleştirilen hayvanlardan bir tanesidir keçi. belki de bu kavram da buradan geliyordur kim bilir? Kısacası gerçeği saptırmaya çalışanlar tarafından satanizm sürekli karalanmıştır. Kontrollü karşıtlıklarla gerçek yol kapatılmaya çalışılmıştır fakat unutulan bir şey vardır, gerçeğin önünü kapatmaya kimsenin gücü yetemez.

Şeytan sahte tanrı tarafından yaratılmamıştır, Şeytan sizi kötülüğe götürmeye çalışan bir varlık değildir. Şeytan insanın düşmanı değildir. Tüm bilinenlerin aksine Şeytan insanın yol göstericisidir, bize yapıtaşlarını veren varlıklardan biridir bu yüzden de bir bakıma anne/babamızdır Şeytan. İçimizde, en derinimizde sevgisini tutkuyla hissedebileceğimiz varlıktır. Korkmayın ve devam edin okumaya, en azından medyanın saçmalıkları yerine gerçek bir şeyler öğrenmiş olacaksınız.

İnsan gelişmiş varlıkların/tanrıların projesinin bir sonucudur. Burada tanrıdan kasıt bu gelişmiş varlıklardır. İnsnın asıl yapılış amacı sağlamaktı bağlantısını Dünya’ nın kozmik bütünlüğe. ve hasat edicisi/toplayıcısı gibi olmasıydı tanrılara. Yapıldı/yaratıldı insan tanrıların/varlıkların gelişmiş bilimiyle. Ol demekle olmadı tüm bunlar aşama aşama oldu her şey ve en büyük rolü oynayan varlıklardan biriydi Şeytan. . Dünyanın canlısı ki, dünyada yaşayacak ve tanrılarla iletişimde olacak ve dünyayı geliştirecek ve kozmik bütünlüğün parçası olacak olan canlı, aynı zamanda dünyayı da kozmik bütünlüğe bağlayacaktı. Bu yüzden O, dünyanın kendi maddesinden olan kendi canlısı olmalıydı.

Her tanrı verdi kendi enerjisinden insanın yapıtaşlarına ve her tanrı değişik alanda yoğun bir enerjidir aslında.Tanrılar biliyorlardı ki, insanın kendilerinde olan vasıflarla aktif olmaları enerji verecekti onlara. Kötü tanrı savaştır, kötü tanrı bunalımdır, kıskançlık ve yalandır. Bu enerjilerden beslenen tanrıdır o. Yaratılışı/Yapılışı bittiğinde insanın bozgunluk çıkardı kötü tanrı, tanrılar arasında. İnsanın sadece ona enerji hasat etmesini daha doğru bir tabirle kölelik etmesini istedi. İstemedi insanın tanrılarla iletişimde olmasını ve hem görevini yaparken hem de tanrısallığa ulaşmasını. Zorladı diğer tanrıları kendi istekleriyle kendi bünyesine katılmaya veya yok olmaya. Ona katılanları birer köle haline çevirdi ki siz bunlara melekler de diyebilirsiniz. Kendi bünyesine ekledi ve yok etti benliklerini. Şeytan karşı çıktı kötü tanrının yaptıklarına ve isyan etti ona. Kötü tanrıya karşı gelen diğer tanrılarla beraber terk etti insanı ürettikleri mekanı. İşte bu yüzden denir kötü tanrının kitabında bile “Sen izin verilenlerdensin.” diye…

Şeytan başından beri yanında oldu insanın, hiç yalnız bırakmadı onu ama insan kaybetti savaşı hiç kaybetmemesi gereken zamanda, ki almışken bile tanrıların gücünü… ve kötü tanrı baskın güç oldu Dünya’ da. Kötü tanrının müridleri köleleştirdiler insanlığı. Kapattılar önünü düşünmenin, sanatın, sevginin ve hatta sevşimenin ama Şeytan’ ın öğretisi diğer bir deyişle insanlığın özgürlüğünün savaşı hiç bir zaman bitmedi bu mücadele insanlığın başından beri bu zamana kadar süregeldi. Yıktı kötü tanrı ve onun müridleri kendilerinden olmayanları hiç acımadan ve yok ettiler tüm kadim inanışları ve güzellikleri. Kötü dediler iyi olan her şeye ve düşman yaftası yapıştırdılar tüm güzel isimlere.
Satan’ a “düşman” olan dediler en eski dillerden biri olan sanskritçe de “Mutlak Gerçek” anlamına gelen kadim tanrıya…

Satanizm düşünmektir ve farkında olmaktır gerçeklerin. Kendini her anlamda geliştirmektir. Ruhu geliştirmek ve enerjimizi yükseltmektir. İnsanlığın kölelikten kurtuluşunun Şeytan tarafından verilmiş anahtarıdır. Yememizi asla istemedikleri Yasak Meyvedir. Meditasyonlar yapmak, kendini kabullenmek ve daha ileriye taşımaktır. Gerçektir içimizde hiç sönmeden yanan…

Yazımı burada sonlandırıyorum. Umuyorum ki önyargılarınızı bi kenara bırakabilmiş ve gerekli bilgiler edinebilmişsinizdir. Yeni yazılar yazıyor olacağım. Takipte kalın. Selam olsun gerçeğin öğretisinin adanmışlarına. Selam olsun kudretli Şeytan’a ve yolumuzda ki diğer tanrılara!

Pedo-Naziler SS grubu

    Path Of Lucifer olarak sitemizde hiç bir zaman direkt suçlama olabilecek şeyler yazmadık ama bugün bir ilki gerçekleştirmek durumundayız. Satanizm yıllar boyunca insanların kişisel iğrençlikleri yüzünden kirletildi, kirlendi ve kötü bir ün kazandı. İnsanlar kendi iğrençliklerini satanizm adıyla maskelediler. Kimi zaman bir kedi kestiler sadist duygularıyla ve böyle tatmin ettiler kendini ve suçu Şeytan’ a attılar. Kimi zamansa daha farklı iğrençlikler yaptılar ama dikkatli incelendiğinde bu olayların (medyanın abartması bir yana gerçek olanlar) ortak yönünün insanların hastalıklı fikirlerine bir kılıf uydurma çabası olduğunu görüyoruz. Bugün ise bu kötü örneklerden birinden bahsedeceğiz Türkiye SS topluluğu. 

Kim bu SS topluluğu?

spirituelsatanizm.blogspot.com sitesinde yayın yapan bu topluluğu Peacock (PeppermintTaco) nickli kişi kurdu ve yönetiyor. Spiritüel satanist olduklarını iddia ediyorlar. Kötü JoS örneğinin daha da kötü uzantısı olan bu topluluğun sanırım dünya da eşi benzeri yoktur çünkü savundukları şeyler ve iddiaları gerçekten çok komik ve hiç bir şekilde geçerliliği olmayan şeyler, lafı fazla uzatmadan savundukları iddialara geçmek istiyorum. (En komiklerini ve Adminlerinin pedofili olayını sona sakladım.)

1-) Ruhun ırkı ve cinsiyeti vardır.
Bu gerçekten çok komik bir iddiadır. Irk kavramı insanların adlandırdığı bir kavramdır. Ruh gibi enerjisel bir şeyin ırkı olduğunu iddia etmek büyük saçmalık.

2-) Adolf Hitler ölmedi , tanrı oldu

Diğer komik bir iddia ise bu grup Adolf Hitler’ i resmen taparcasına savunmaktadır. Onun ölmediğini tanrı olduğunu söylemektedirler. Hatta hitler Satanistmiş komik tarafı da adanma metni bir müzede hala saklanmaktaymış. (Kaynak: Peacockun Götü)

3-) buna ne tür bir başlık verebilirim bilmiyorum …

Havada duruyormuş. Bir dakika… uçan adam sabrinin küçüklüğü?!?! şakayı bir kenara bırakırsak 8 yaşında birinin adanması ne kadar doğrudur? Bu ibrahimi dinlerin yaptığı beyin yıkamayla aynı şeydir. 8 yaşında ki bir çocuk neyi okumuş, araştırmış ki satanizmi seçip adanmış? Bu düpedüz çocuk istismarıdır. (Beyin Yıkama başlıklı yazımıza bakabilirsiniz. Aydınlatıcı olacaktır.)

4-) “Yahudiler Uzaylıdır.”

Sanırım en saçma ve komik iddiaları bu. Yahudilerin uzaylı bir ırk olduğuna ve reptilianlar tarafından üretildiğine inanıyorlar. Yıl 2017 hala böyle saçma şeylere inananlar olduğunu bilmek (cringe)

PEDOCOCK

Şimdiyse merakla beklediğiniz kısma geliyoruz bu grubun kurucusu olan peacock’un “küçük kızlara” olan ilgisini kendi mesajlarıyla okuyacağız. ekran görüntüleri Pedocock un C2 hesabında yaptığı konuşmalardır.

Maalesef ki böyle saçma insanlar ortaya çıkıp öğretimizi kirletiyorlar. Satanist Nazicilik oynuyorlar. Yahudilere uzaylı diyor , “demon sikiyor” ve pedo davranışlar gösteriyorlar. Elimizde daha fazla kanıt bulunmaktadır. Kimseden hiç bir konuda çekincemiz yoktur. Dilediğinizi sorabilirsiniz, cevaplayamayacağımız bir pürüz yoktur bizim topluluğumuzda. Kudretli Şeytan’ ın adını kullanarak başka şeylere kılıf hazırlayanlara İstismarcılara , satanizmi siyasetle karıştıranlara, hayal dünyasında yaşayan umut tacirlerine

ASLA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

-Rebellion
Path Of Lucifer Baş Rahibi

Satanist kimdir?

Satanist bir birey toplumun ona dayattıklarını reddetme mükemmeliyetini göstermiş güçlü insandır. Toplumun sahte ahlak kurallarını bir köşeye koymuş , kalıplarından ve imageszincirlerinden kurtulmuş insandır. Satanist bir birey isyandır , aşktır , gerçek hisler taşıyan, farkındalığın sahibi olandır. Üreten kişidir. Sanatla ışığı taşıyandır. Sahteliğin en büyük düşmanıdır! Efendinin ona verdiği ışık ve kudret hissedilebilirdir. O , hiç sönmeden yanan ateşin bir parçasıdır. İstediklerini söküp alan, “istediğini alan üstün insan” formuna en yakın kişidir. Sürüye ayak uyduranlar her gün yerinde sayarken tanrısallığa giden yolda durmadan adım atabilen kişidir satanist. Her insanın içinde ki tanrısallığı fark eden ve bunu ortaya çıkarmak için çabalayandır. Şeytan’ dan aldığı ateşle tüm zihinleri aydınlatacak olandır.

Bilmelisiniz ki

Onların korkuyla kurdukları hastalıklı sistemlere karşı tek başınıza değilsiniz. Düşünceleriniz değersiz değil. Geldiğiniz nokta gücün ve uyanışın adeta bir başlangıcıdır. Bundan sonra da sürekli farkındalığımızın olması gereken şeyler vardır ki hayat aslında farkındalıktır. Davamız haklıdır. Yolumuz tertemiz bir yoldur. Bilgiyle verdiğimiz bu mücadele insanı köle yapmak isteyen tüm sistemlere karşı haklı bir mücadeledir. Özümüzdür doğal olan budur! Sahte tanrının ve onun hep geciktirmeye çalışıp, korkuyla zihinlere hüküm sürüp, asla ulaşmamızı istemediği o Yasak Elmadır. İçinizde uyuttukları ve size unutturdukları o tanrı/tanrıçayı uyandırma vaktidir artık. Koparın dallarından o ağacın ve hiç çekinmeden tadına varın özgürlüğe ilk adımın.

Gücünüzün farkında olun
Ve unutmayın…

“Şeytan’ın gücünün mutlak güce denk olduğu yerde
Elohim hiçbirşeydir.”

Işıkla Kalın!

-Rebelllion

                                                                                                   

İsa gerçekten var oldu mu?

İsa gerçekten var oldu mu ?

Bu yazı İsa’nın gerçekten var olmadığı, eski mitolojilerin tekrarı olduğu ve varlığına dair hiçbir tarihi kayıt olmadığı iddialarına cevap olması için hazırlanmıştır.

İsa’nın varlığına dair tarihi kayıtlar :

İsa’ya yaşadığı süre içinde yalnızca 12 kişi inandı ve İsa’nın yaşadığı zamanlar da başka bir sürü kişi de peygamberlik iddiasında bulunmuş olabilir. Bu yüzden o dönemde yaşayan her tarihçinin İsa’yı bilmesi bilsede diğer peygamberlik iddiasında bulunan kişilerden farklı olduğunu düşünüp tarihi kayıtlara geçirmesi zordur.Bu yüzden İsa’nın dönemin her tarihçisinin kayıtlarında var olması gerektiği düşüncesi saçmadır.

Buna rağmen İsa’ya tarihi kayıtlarda rastlanır. Bunlardan biri de Korneliyus Takitus’un (M.S. 55-120) kayıtlarıdır;

Bütün esenlik insandan gelmediği gibi, bütün ödülleri de prens sunamaz, aynı şekilde, Roma yangını ya da büyük yangının emrini verdiğine inanılan Nero’yu rahatlatmak amacı ile tanrılara takdim edilen bütün sunular da kötü şöhretinden onu kurtaramaz. Buna karşılık bu söylentileri bastırmak isteyen Nero, suçlamaları zorla kabul ettirmek için en usta işkencelerini, halk tarafından Hristiyanlar olarak isimlendirilen ve iğrençlikleri yüzünden herkes tarafından nefret edilen bu sınıf üzerinde hızlandırdı. Bu ismin kaynağı, Tiberyus’un yönetimi esnasında, bizim vekillerimizden olan Pontius Pilatus’un ellerinde en büyük cezayı çekmiş olan Christus isimli şahıstır. O an için engellenmiş bile olsa, uğursuz bir söylenti yüzünden sadece, her türlü kötülüğün ilk kaynağı olan Yahuda’da değil, aynı zamanda bütün dünyanın her tarafındaki gizli ve utanç verici şeylerin merkezini bulduğu ve popüler olduğu Roma’da da yayılmaya başlamıştır. (Annals XV, 44)

İsa’nın var olmadığını öne sürenlerin buna cevabı buradaki Christus’un isim anlamı olarak kutsanmış anlamına gelen başka bir şahıs olduğudur ismin yanlış yazılmasıyla da bu düşünceyi desteklerler. Pontius Pilatus MS 26-36 yılları arasında Roma İmparatorluğu’nun Yahudiye eyaletinin valiliğini yapmış bazı kaynaklarda da savcı olarak geçmektedir.Ve İsa’nın çarmıha gerilmesine karar veren şahıstır.Yani tarihi belgede geçen “Pontius Pilatus’un ellerinde en büyük cezayı çekmiş olan Christus” ifadesinde ki Christus İsa’yı kastetmektedir.Bu şekilde İsa’dan ve onun acı çeken takipçilerinden bahseden tarihi kayıtlar var hepsini buraya yazmam yazıyı gereksiz yere uzatır benim özellikle Korneliyus Takitus’un kayıtını alma nedenim bu kişinin antik roma döneminde en büyük tarihçi olarak anılması aynı zamanda senatör olması ve halk arasında dürüstlüğüyle bilinmesidir.Bu adamın İsa’nın ölümünden sonra doğması aklınızı karıştırmasın.İsa’nın ölümünden 20 yıl sonra doğmuştur arada fazla bir fark yok bir tarihçi için bu kadar yıl farkı geçmişte olan bir olayı öğrenmesi için engel değil ve kendisi bir senatör yani bütün devlet kayıtlarına erişme imkanına sahip.Ve Takitus’un yaşadığı dönemde Hristiyanlık tehlike olarak görülüyor ve Hristiyanlara işgence çektiriliyordu yani Roma’da Hristiyanlık hakim din değildi yalan söylemesi için hiçbir neden yok.

İsa’nın hikayesi diğer tanrılardan çalıntı mı ?

İsa var olmadı diyenlerin iddialarından birisi de İsa’nın eski güneş tanrılarının tekrarı olduğudur.İsa’nın hikayesinde geçen şeylerin eski tanrılardan alıntı olduğu ve bu yüzden İsa’nın kurgusal bir karekter olduğu iddia ediliyor.
Gündüzün iyilik olarak sembolize edildiğini gecenin ise kötülük olarak eski mitlerde sembolize edildiği Şeytanla tanrının savaşının aslında gece ve gündüzden esinlenildiğini söylüyorlar.Eğer bu doğru olsaydı çoğu mitteki ay tanrılarının (çoğunluğu tanrıça) kötü olması gerekirdi ama bunun aksine ay tanrılarının güzel vasıfları var.
Öncelikle İsa var olmadı diyenlerin güneş tanrısı zannettiği horus aslında güneş tanrısı RA

ra1.png

Ne horus ne aynı şekilde Seth’le kavgalı olan babası Osiris ise güneş tanrısı değildir.Ra’ya inanan firavunlar aynı zamanda Horus’ada inandıkları için Horus hatalı olarak güneş tanrısı olarak da bilinir.Horus güneşi ve ayı içine alan Gökyüzü tanrısıdır. Bunu iyi niyetli bir hata olarak kabul etsek bile Seth kötü bir tanrı olarak mitte yer alır ancak geceyle hiçbir alakası yoktur.Horus’un bir gözü güneşi diğer gözü ise Ay’ı simgeler. Seth Horus’la savaşırken Horus’un ayı simgeleyen sol gözünü çıkarmıştır.Bu olaydan sonra ay güneş kadar parlak olmayacaktır.Seth’in geceye etkisi yalnızca bu kadar yani anlattıkları gibi seth yendiğinde gece oluyor horus yendiğinde gündüz oluyor gibi bir şey söz konusu değil.gozu

Ve gerçek güneş tanrısı Ra’nında Seth’le bir savaşı yok.Gündüz – gece = iyilik-kötülük sembolizminin Mısır mitinde var olduğu iddiası bu yüzden saçma.

hrs1

Bunu açıklama gereği duydum çünkü hatalı bir şekilde İsa’nın ve Horus’un farklı zamanlarda yaşayan güneş tanrıları olduğundan bahsediyorlar ve sözde benzerlikleri sıralanıyor.Şimdi sıraladıkları benzerliklerin doğru olup olmadığını kontrol edelim.
-Horus u doğuran İsis ,bakire değil.
-Horus ve diğer hiçbir pagan tanrısı çarmıha gerilmedi. Çarmıha germe cezası ilk olarak Romalılar tarafından bu mitlerden çok daha sonra uygulanmaya başladı.
-Horus o dönemdeki her tanrı gibi 7 sülalesi tanrıydı yani bir tanrının oğlu olması onu İsa’yla benzer yapmaz
-Horusun 12 havarisi yoktu 16’sı insan 4’ü yarıtanrı olmak üzere 20 müridi vardı.
-Horus 12 yaşında öğretmen değildi
– Horus “güzel çoban” , “ Tanrı’nın koyunu ” gibi adlarla anılmadı. Onun isimleri “Gökyüzü Tanrısı”, “Savaşın Tanrısı” “Avın tanrısı”dır.
– 3 kral yıldızı takip ederek Horus’u bulmadı.Ve Yıldızı takip ederek İsa’yı bulanların sayısı İncil’de geçmez 3 müneccim sonradan işlenmiştir.Bazı kaynaklarda müneccimlerin sayısı 12 olarak geçer.
– Görevine 30 yaşında başladığına dair tarafsız bir kaynak yok.
– Öldükten sonra dirilen Horus’un babası Osiris Horus değil.
– Horus’un suyun üstünde yürüdüğüne dair bir veri yok. Horus, hiç kimseyi diriltmedi.

İsa’yı reddedenler durmuyor İsa’nın diğer tanrıların da kopyası olduğundan bahsediyor ve benzerliklerini sıralıyor tabiki de onlar da yanlış.

dionysus1.png

-Şarap tanrısı Dionysus çarmıha gerilerek ölmedi Titanların onu parçalaması sonucu öldü.
-Onu doğuran kadın ile ilgili iki farklı hikaye var iki hikayede de Zeus baba ama anneler değişiyor.Hikayenin birinde yer altı kraliçesi Persephone anne diğerinde ölümlü kadın Semele ikisininde bakire olduğuna dair bilgi yok
-Kendisi Alfa-Omega yani ilk ve son denilmedi.Zeusun onun gibi birsürü çocuğu var.
– 25 aralıkta doğduğuna dair bir bilgi yok.

attis

-Attis’in annesi Nana’nın bakire olduğuna dair bir bilgi yok.
-Attis kendisini kısırlaştırdığı için öldü çarmıha gerilmedi.
-Attis çam ağacı olarak diriliyor
-25 aralıkta doğduğuna dair bir bilgi yok

krisna.png

-Krishna’nın doğum günü her yıl Ağustos ayının sonlarında Krishna Janmashtami olarak
kutlanır. 25 Aralıkta doğduğu iddiası gerçek değil
-Krishna Jara adlı bir avcının onu yanlışlıkla vurması sonucu öldü çarmıha gerilmedi.
-Doğumunu müjdeleyen bir yıldıza dair bilgi yok. -Krishnanın kendinden büyük kardeşleri vardı. Kamsa’ya falcı Devaki’nin çocuklarının onu öldüreceğini söylendi. Kamsa, Devaki’nin bütün çocuklarını öldürmeyi kararlaştırdı. Krishna doğduğunda, Vasudeva gizlice bebek Krishna’yı Yamuna’ya uzatır. Kamsa Krishna’yı öldürmeye çalıştığında bebek, Hindu tanrıça Durga gibi görünür. Subhadra ve Balarama hariç Krishna’nın diğer kardeşleri Kamsa’nın elinden kurtulamaz.Kısacası Krishna’nın kendinden büyük kardeşleri vardı bir bakireden doğmadı.

İsa yusufun kopyası mı ?

İsa’nın yusuf’un kopyası olduğunu söyleyecek kadar bile ileri gidenler var !
-Yusufun mucizevi şekilde doğuşu İsa’nınkiyle karşılaştırılamaz bile Yusuf’un mucizevi doğuşu kısır bir kadının duayla çocuk sahibi olmasından ibaret .
-Yusufun 11 kardeşi vardı kendisiyle birlikte bu sayı 12. İsa’nın ise 12 havarisi vardı kendisiyle birlikte bu sayı 13.
-Yusuf 30 yaşında firavunun hizmetine giriyor.Firavunu hizmetine girmeden önce de yusufa peygamberlik gelmişti.Yani İsa’nın 30 yaşında göreve başlamasıyla bir benzerlik yok.

İsa güneş tanrısı mı?

İsa’nın var olmadığını iddia edenler güneş tanrısı zannettikleri horusla İsa’yı benzerleştirmeye çalıştıkları için İsa’nında aslında bir güneş tanrısı olduğunu söylerler. 22 aralığa kadar güneşin yıldızların haç şeklini oluşturduğu güney takım yıldızı üzerinden giderek alçaldığı , günlerin kısaldığı bununda güneş tanrısının ölümü olarak sembolize edildiğini 3 gün güneşin güneye doğru hareketinin
durmasından sonra ise güneşin yükselişe geçtiği söyleniyor buda güneş tanrısın dirilişi oluyormuş.Hristiyanlıkta ki noel kutlamasının 25 aralıkta olmasının nedeni buymuş ki Hristiyan mezheplerinde noel kutlaması farklıdır ve incilde noelin tarihi yazmaz. 21 aralıktan sonra günler uzamaya başlıyor 25 değil ve güneşin güneye harekitinin 3 gün durmasını nereden çıkardıklarını ise bilmiyorum.

clrsl.png

Aslında mantıklı gelebilirdi güneşin haçın üzerinde (güney takım yıldızı) gittikçe güneye hareket etmesi 3 gün sonra yükselmesi ilginç olabilirdi İsa’nın çarmıha gerilişi ve dirilişine benzediği için. Ama Noel isa’nın dirilişi ve ölümü değil.İsa’nın bir güneş tanrısı olduğunu göstermek için 25 aralığı diriliş gibi anlatıyorlar halbuki o tarih doğum yılı olarak kabul ediliyor ( o da yalnızca bazı Hristiyanlarca)Anlaşılan İsa’nın doğuşuyla, dirilişi Y A N L I Ş L I K L A karıştırmışlar.
İsanın çarmıha geçirildiği 3. günün sonunda dirilişi paskalya bayramı olarak kutlanır( 325 yılındaki İznik Konsili’nde Paskalya’nın bahar ekinoksundan (21 Mart) sonraki ilk dolunayın ardından gelen Pazar günü kutlanması kararı alındı). Bu da 25 aralık dirilişini çürüten ayrı bir kanıt.İsa’nın göğe yükselişinin 30 nisan-3 temmuz arasında ki tarihleri arasında değişen günde kutlanmasının nedeni ise günlerin uzamasının yani güneşinde İsa gibi yükselmesinin ekinoks’tan(günlerin uzamasından) sonra olmasıdır derler.
Bu yalana karşı savunmam şu öncelikle 21 marttan itibaren gündüz geceden uzun olmaya başlar ve 21 hazirandan sonra yavaş yavaş kısalmaya başlar ve 23 eylülde gece gündüzü geçer.Bu kutlamaların 30nisan-3 temmuz tarihi arsında olmasının nedeni paskalya orucundan 40 gün sonra olmasıdır. 40gün sonra olmasının anlamı ise İsa’nın öldükten 3 gün sonra dirildiğine ve birçok insana görüldükten sonra, 40. günde havarilere görünüp, göğe, Tanrı’nın yanına yükseldiğine inanılır.Yani günün geceden daha uzun olduğu için kutlansa bu tarihler 21 mart – 23 eylül arasındaki günlerden biri olarak her sene değişirdi yada mesihin gökte güneş gibi yükselişini sembolize ettiği için olduğunu farz edersek günün kısalmayı başladığı tarih 21 haziran olduğu için 21 mart-21haziran tarihleri arasındaki günler olarak değişmesi gerekirdi. Yani İsa’nın ölümünün , dirilişinin , doğuşunun, güneşle hiçbir alakası yok.

Paskalyanın ekinokstan sonra , noelin kış gündönümünde olmasının nedini bu tarihlerin güneşle ilgili olmasından(yalnızca güneşin hareketleriyle ilgili yukarda anlattığım gibi güneşi isa gibi anlamlandırması söz konusu değil) dolayı zaten antik pagan dinlerinde sürekli kutlanması ve paganlıktan Hristiyanlığa geçişin çabuk kabul görmesi içindir.Unutulmamalı ki bu tür doğa olayları çoğu dinlerde bayram olarak kutlanıyor . Ve hristiyanlıkta ki bayramların neredeyse tümünün paganlarda olması pagan olan Avrupa toplumunun Hristiyanlığa geçmesinden kaynaklanmaktadır. Elbetteki eski geleneklerini yeni dinlerinde de yaşatacaklardır .Paganlıktan Hristiyanlığa geçişi kolaylaştırmak için kilisenin Hristiyanlığa eklediği şeyleri de göz ardı etmemek lazım.Bunun benzerini ülkemizde de görüyoruz. Ülkemizde yaşanan İslamda eski türk inançlarının var olduğunu kim inkar edebilir ?

Zodyak çarkı ve İsa:

zddl

Zodyak çarkı güneşin dünyanın etrafında dolaşma hareketi yaptığı anda ziyaret ettiği yıldız kümelerini gösterir. Günümüzde bile bu güneş burçlarını insanlar doğum tarihine göre sahipleniyor.12 ayı ve 4 mevsimi gösterdiği için 4’e ayrılmış ve “+” şekli oluşmuş.Hayal gücü yüksek insanlar için bu kadarı bile İsa’nın hikayesiyle bağdaşlaştırılabilir.
“Güneş 12 burcu ziyaret ediyor , İsa’da öldükten sonra havarilerini ziyaret etti o halde İsa’nın hikayesi bu eski sembolden alıntı bu da İsa’nın aslında güneş tanrısı olduğunu gösterir “ diyorlar.İsa’nın 12 havarisi zodyakın 12 burcu demek istiyorlar yani. Ama böyle olması için İsa’nın kendisini gambazlayan havarisi Yahudayı da ziyaret ettiğini doğru kabul etmek gerekir yani İsa 11 havarisini ziyaret etmiştir güneşin 12 burcu ziyaretinden ilgisizdir.
Bu yazıda İsa’nın gerçekten var olduğunu , tarihi kayıtlarda geçtiğini, eski mitlerin tekrarı olmadığını ve bir güneş tanrısı olmadığını açıkladım. Bu İsa’ya sevgi beslediğim ya da dinine inandığım anlamına gelmez. Benim tek derdim bazı doğrulardan bahsetmek ve İsa kitabına İsa hiç var olmadı diye sallayanlara cevap vermekti. Işıkla kalın !
-DarkTemplar (POL Yazarı)

 

Discord Sunucumuz

Discord Sunucumuzun linkleri yenilenmiştir. Spiritüel Satanizmi merak eden soruları olan herkes sunucumuza gelebilir

https://discord.gg/fedhWB5

Telefondan girenler:

Playstore veya AppStore ‘ dan Discord uygulamasını indirsinler. Üye olsunlar. Mailden üyeliklerini onaylasınlar. Sonra 3 çizgi görecekler ona bassınlar. + işareti olacak ona basın bir sunucuya katıl diyin https://discord.gg/fedhWB5 bu linki yapıştırın.

Ave!

-V