Demonlar

DEMONLAR

“Demon” kelimesi bilinen kadarıyla antik Yunan’ a dayanmaktadır (daimon/daemon). “Tanrı, yüksek güç, rehber ruh” anlamlarına gelmektedir. Latince de ise “ruh” anlamına gelmektedir. Güzel bir anlama sahip bu kelime ibrahimi dinlerin etkisiyle kötücül anlamlara itilmiştir. Tanrılarımıza ait ne varsa kötücül göstermeye çalışan bu hastalıklı dinler manipülasyonlarını tanrılarımızı yansıtan ne varsa üzerinde kullanmaktan geri durmamışlardır.

Demonlar Şeytan’ ın önderliğinde birleşmiş, öğreti adına savaşan tanrılardır. Yüksek enerjili varlıklardır. Aynı zamanda antik pagan tanrılarıdır. Kesinlikle kötücül değillerdir. Demonlar inisiyeliler için rehber,öğretmen ve koruyucudurlar. İnisiyeli satanistleri gözetirler ve aynı birer ebeveyn gibidirler. İletişim için ritüel yapmasa bile, tanrılar inisiyelilerle iletişime geçebilir, bağ kurabilir. Ona ulaşmanız için bir mühür de aktarabilir.

Demonlardan korkulacak hiçbir şey yoktur. İbrahimi dinler ve pilleri tanrılarımızı canavar gibi göstermek için tarih boyunca uğraştılar. Tanrılarımızı aşağılar nitelikte davranan, zorla çağırma seansları düzenleyen majisyenlerse demonları korkunç şekillerde resmetmişlerdir. Onların tanrılarımızı korkunç şekillerde görmeleri yaptıkları saygısızlıktandır. Goetiada anlatılanların bir kısmı saçmalıktır. Şuan bile en alakasız korku filmlerinde çoğu insanca bilinmeyen demonların isimlerini dahi kasten kullandıklarını da görebilirsiniz. Bu bilinçli bir karalama kampanyasıdır.

TANRILARLA İLETİŞİM

İnisiyeliler Şeytan’ ın ve tanrıların enerji etki alanına girdikçe onların da dikkatini çekerler. Şeytan’ ın etki alanında olmak bir yandan da öğretiyle ilgili alakalı ve tutkulu olmakla olur. Düşünceleriniz, hisleriniz hepsi birer enerjisel etki yaratır. Sizin öğretiye olan bağınız sizi tanrılara da yakınlaştıracaktır.

Davet edeceğiniz demon hakkında araştırma yapın. Neden çağırdığınıza karar verin, düşünün. Altarınızı veya ritüel ortamını o demonu sembol eden veya size onu hatırlatan nesnelerle süsleyebilirsiniz. Çağıracağınız demon’ ın mührünü çizin veya çıktı alın. Mumlar (kırmızı-siyah-mavi renkleri kullanılabilir.) ve tütsünüz ritüel ortamınızda olsun. Zaman olarak gece yapılması daha uygundur. yoğunlaşmak ilk kez deneyecekler için gece daha kolaydır, yardımcı olur.

Davet etmeyi dilediğiniz demonun mührünü yapabildiğiniz en iyi şekilde imajine edin. Zihninizde mühürü görüntüleştirin. İmajine sırasında mührün hareket ettiğini, parladığını, enerji yaydığını ve bu enerjinin etrafı kapladığını da imajine etmek faydalı olacaktır. Bunu yaparken de demonun ismini sürekli şekilde anın. Sonrasında Şeytan’ a dua edin;

“In nomine Magni Dei Nostri Satanus efendi Şeytan, (demon’ un adı) ile iletişim kurabilmeyi diliyorum. Lütfen davetimin yerine ulaşmasında bana yardımcı ol. İmajine ettiğim mührün sahibi olan tanrı _ yı selamlıyorum ve izninle bir bağ kurmak istiyorum. Ave Satanus Amen”

Duanızı ettikten sonra imajine etmeye ve demonun adını anmaya devam edin. Ritüeli yaptığınızda davet olumluysa telepatik bir bağ olarak başlangıç gösterecektir ve bu bağ ritüel dışında da etkisini gösterecektir. Ritüel sırasında cevap olarak değişik yollarla işaretler alabilirsiniz. Bu kişinin ruhsal gelişmişlik düzeyine göre de değişkenlik göstermektedir.

Ritüel sırasında hissettiklerinizden korkmayın. Güçlü hissedebilirsiniz hatta enerji dolup taşabilir. Yoğun enerjinin fiziksele etkilerini gözlemleyebilirsiniz. Korkacak bir şey olmadığını tekrar bilin. Temel olarak davet ritüeli budur. Tanrılarımız bizlerle olsun

-Rebellion (Path Of Lucifer Baş Kara Rahibi)

Satanizm, İslam ve Kadın

Satanizm, İslam ve Kadın

Satanizm’de Şeytan kadına ve erkeğe eşit derecede önem verir. Birini diğerinden kayırmaz, birine kurallar koyup diğerini alabildiğine özgür bırakmaz. Kadın ve erkek birbirlerini tamamlayan parçalardır tıpkı bir yapboz gibi.  Aşağıda görüldüğü gibi, Şeytan bizden kadın-erkek eşitliğini ister.

                                                      Ayetler Kitabı III.Bölüm

 Ayetler Kitabı II.Bölüm         

                                                    Ayetler Kitabı III.Bölüm

                                                   Ayetler Kitabı III.Bölüm

                                                   Ayetler Kitabı III.Bölüm

Bunlar sadece birkaç tanesi… Görüldüğü üzere Ayetler Kitabı’nda kadın-erkek eşitliği defalarca vurgulanıyor. Sizlere tatlı su Müslümanları gibi kulaktan dolma hadislerle, uydurulmuş hikayelerle değil, direk Şeytan’dan gelen sözleri sunuyorum. Şeytan bizlere aydınlığı getiriyor, dogma ve katı kurallar koymuyor. Hak, hukuk ve cinsellikte kadını bir birey olarak görüyor. Ben, şahsi olarak buraya açıklama yazma gereği duymuyorum, çünkü ayetler gayet açık ve net.

Haydi, bir de islamda kadın nasıl görülür, buna bakalım.

Kuran kadını ezmez, islamdan önceki arap toplumunda kızlar diri diri gömülürdü, cennet annelerin ayakları altındadır vesaire, vesaire…  Tatlı su Müslümanlarının hakkında hiçbir şey bilmediği islamı “ya bizim dinimiz çok adaletli çok eşitlikçi” demek ve kendilerini rahatlatmak için dillerine pelesenk ettiği cümlelerdir. Hayır efendim, Kuran kadını ezer,  mal yerine koyar.  Önce bakalım İslam öncesi arap toplumu ve inancı nasıl?

İslam öncesi Arap toplumunda bilinen en yaygın inanışa bakalım, Lat Uzza Menat Tanrıçaları. Yani o zamanlar toplumda tanrıça tapınımı vardı ki tanrıça tapınımı görülen kültürlerde kadınlar ezilmez, aksine saygı duyulur. Kadın, bereketin ve bolluğun temsilcisidir. İsteyen sitemizden belgeler bölümündeki Ana Tanrıça Şeytan ve Uyanış kitaplarını okuyabilir ama ben size bu konu hakkında yine Ayetler Kitabından bir ayet vereyim.

                                                         Ayetler Kitabı Bölüm III

Şimdi gelin Muhammed’in ilk karısı Hatice’ye bakalım. Muhammed’den önce iki evlilik yapmış, evliliklerinde çocukları olmuş, ticaretle uğraşan, mal varlığı zengin bir kadın. Kadınların diri diri gömüldüğü bu dönemde sizce nasıl olur da bir kadın hem üç evlilik yapabilecek, hem ticaretle uğraşabilecek, hem de mal varlığı olacak? Hani kadınlar köleydi, gömülüyordu?

Bu durum kritiğinden sonra, Kurana dönelim ve nasıl kadınların birer mal gibi görüldüğüne tanık olalım.

Nisa-24 Savaşta esir olarak ellerinize geçen cariyeler dışında, tüm evli kadınlarla evlenmeniz de Allah’ın yasasıyla size haram kılınmıştır. Bunların dışında kalan bütün kadınlar, kendilerine mal varlığınızdan bir kısmını mehir olarak vermeniz ve zina yolu ile değil, evlilik bağı yoluyla almak şartıyla size helaldir. Kendileriyle evlenmek istediğiniz kadınlara hak ettikleri mehirlerini verin. Mehrin tespitinden sonra karşılıklı anlaşmak suretiyle mehrin az veya çok ödenmesinde size bir günah yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir, yaptığı her şeyi yerli yerince yapandır

Mu’minun 5-6 Onlar/Müminler, mahrem yerlerini günahlardan korurlar. Yalnız eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri ile ilişki kurarlar

Nisa-4/3 Eğer (birden çok evlilikte kadınlar arasında) adaleti gerçekleştirmekten endişe ederseniz, bir kadınla veya eliniz altında olan cariyelerle yetinin

Bu ayetlerde görüldüğü üzere, savaşlarda esir alınan kadınlarla olan ilişkilerin helal olduğu görülmektedir. Savaş esiri alınan kadınlar, evli olsa bile haram değildir. Sizin malınızdır ve dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz.

Nisa-34 “Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta) dırlar. İyi kadınlar, itaatkârdırlar. Allah’ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da “gayb”ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.”

Ve çoğunuzun bildiği/duyduğu Nisa-34. Ayet. Erkeklerin karılarını dövebileceğini söyleyen, kadınlara itaat emri veren ayet.

Hazır bundan bahsetmişken Muhammed’in kendine onlarca kadın alması –ki yine şirin görünmek isteyen din adamları tarafından zor durumda kalan bir hanım ile evlenerek hem onu içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarmış, hem de bu konuda arkadaşlarına örnek olmuştur denilerek meşru kılınmış, fakat kendisi öldükten sonra karılarının nikahlanmasını da engellemiştir.-

33/AHZÂB-53: Ey iman edenler, Peygamberin evlerine, vaktine dikkat etmeksizin ve yemek için izin verilmedikçe girmeyin; ancak çağrıldığınızda girin, yemeği yediğinizde de hemen dağılın; sohbet etmek için de izinsiz girmeyin! Çünkü o, peygambere eziyet veriyor, üstelik sizden utanıyor; ama Allah, gerçeği söylemekten sıkılmaz. Bir de hanımlarına, gerekli bir şey soracağınızda bir perde arkasından sorun! Öyle yapmanız, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha çok temizdir. Sizin, Allah’ın peygamberini incitmeye hakkınız yoktur; arkasından hanımlarını nikahlayamazsınız da. Çünkü, bunlar, Allah katında çok büyük bir günahtır.

Konuyu uzatmamak ve sizleri sıkmamak adına, burada bırakıyorum, ama biliniz ki, Kuranda bunlardan daha fazlası var. Şimdi, soruyorum sizlere; bir tanrı hak hukuk ve eşitliği mi getirmeli, yoksa kimlerle evlenilebilir, cariyeler sizin savaş ganimetinizdir mi demelidir? Artık uyanmanın vakti gelmedi mi? Aydınlığa çok az kaldı…

-Zero (POL Üyesi)

Ruh satma absürtlüğü

Ruh Satma Absürtlüğü

Ruh satma olayı, bazı materyaller ve tılsımlı sözcükler kullanılarak; dileklerinizi Şeytan’a sunup, onunda sizden bir şey istemesi karşılığında yapılan karşılıklı bir anlaşma olarak geçer. Bu olay pek çok topluma yayılmış ve merak sarmıştır. Hatta bu olay pek çok masonik örgütünde yaptığı bir ayin olarak kulaktan kulağa yayılmıştır.İşin aslına bakılırsa Şeytan, kişinin ruhu karşılığında bir iş yapmaz. Öğretimizde, Şeytan zaten insanın iyiliğini isteyen, onun spiritüel anlamda gelişmesini sağlayan bir Tanrı’dır. Böyle bir varlık neden “bir insanın ruhu karşılığında” onun vaatlerini dile getirsin ki?

“Benim, sizler için resmini çizdiğim ibadet, kolaydır. Sizin bana tapmanıza da ihtiyacım yoktur ve yüceltmenize. Kötü tanrı gibi bana devamlı, riyakarca ve menfaat için yağcılık yapılması kıvanç vermez bana. Yapacağınız her şey, kendinizi yüceltmeniz içindir aslında. Kurbanınıza da gerek yok benim açımdan ve istemem de bunu, özel durumlar gerektirmedikçe. En büyük kurbanınız bana, kendi teninizin zevkini yaşamanızdır, kendiniz için.” 

AYETLER KİTABI
V. BÖLÜM 34.AYET

Yani Sahte dinlerin Sahte Tanrısına yapıldığı gibi kendimizi yırta yırta duâ etmeye gerek yok. Farklı birşey yapmaya da gerek yok. Zaten O, her takipçisini dikkate alandır. O’na sadece içtenlikle duâ etmemiz yeterlidir.

Peki nedir bu ruh satmanın gerçek yüzü?

Hristiyanlığın gelmesiyle birlikte Şeytan daha da kötü ve vahşi bir varlık olarak lanse ettirilmiştir ve kilise elinden geldiğince tüm her şeyi karalamaya çalışmıştır. Bunun yanında fantastik yazarların eserleri veya filmler dolayısıyla gerçekten böyle bir şey var gibi insanlar yanılgılara düşmüşlerdir. Semavi dinlerin insanlarıysa Satanizm’e bir anlamda giriş olan İnisiye Ritüel’inin adını karalayarak, Şeytan’ı daha vahşi göstermiştir. İşin aslında ne Şeytan’ın gelip insanın ruhunun alması olayı vardır, ne de insanın köle olması. Köle olmak, ancak Semavi  Dinlerin Tanrısına yapılan bir şeydir. Sadece İnisiye’nin adı kabalaştırılmış ve ritüel sırasında gerçekleştirilen olaylar fantastik filmlere konu alacak şekilde değiştirilmiştir. Işıkla Kalın..!

-Judas (POL Üyesi)

Sabit düşünceler ve insan üzerine

İnsanlık gelişse de tek bir düşünce de bağlı tutan her görüş insanlığa çok zarar vermiştir çünkü zaman geçtikçe de insanlığa faydalı olacak sistemler de yenilikle beraber değişmektedir.  Her şey zamana uygun düzenlenmelidir.

insanlar düşünce olmadan var olamaz ve tüm insanlar özgürce düşünmese bile her bağnaz düşüncenin takipçisi diğerini yanlış olmasıyla, her şeyi kendi savunduğunun dedikleriyle yargılamak gibi şeylerle suçluyor ve kendi ölüsünü kutsayıp diğerlerini düzen çarkları arasında yitip gitmiş ahmaklar (belki “zavallılar”) olarak niteliyor.Savunduğumuz her şeyi bir kenara bırakarak aklın önünden çekip de bakalım: peki bizim öğretimiz yani satanizm neden doğrudur? O zaman kilitli düşünceler insanlığa zarar verir de biz nasıl yarar veririz; neye dayanarak bunu iddia ederiz?

Bunu daha kolayca kavramak için önce bunların zarar veren yönlerini bilmemiz gerekir.Eğer ki bunların bazı zararlı yönleri olduğu halde bunların boyutunu düşündürtmeden kendini kabul ettirebiliyorsa; insanlığa en başta iman istekleriyle zarar verirler.Ve insanların akıllarıyla da kabul etmesi çok zordur bunları.Çünkü bir ideolog bir ideoloji şekillendirir ve o ideoloji de insanları şekillendirir.Bir insan kendine bir yaşam felsefesi biçer ve o felsefe insanları şekillendirir.Bir tanrı bir din şekillendirir ve o din insanları şekillendirir.Çağa göre, şahsa göre, en başta da arzuya göre farklı şekillenmesi gereken ideolojiler, felsefeler ve dinler; sabit, durağan, statik biçimde işliyor böylece.

Şimdi bizim öğretimizin neden insanlığa fayda verdiğini; kan dökülmesine, akla kilit vurulmasına yol açmadığını görelim:

• Öğreti, bir ideoloji geliştirilecekse insanların birlikte mutluca yaşamaları için, hali hazırda var olan bir ideolojinin peşine takılmak yerine; çağa, ülkenin sosyokültürel ve ekonomik yapısına ve arzuya göre var edilmiş ve her talebi ile vaadi akıl süzgecinden geçirilmiş bir ideolojiyi öğütler, bireyin kendisince oluşturulmuş akılcı bir ideoloji.Yani insanın aklını yoksayıp kaç yüzyıl önce yaşamış bir şahısların aklına güvenmesini normalleştirmez; insanı kendinin ideoloğu yapar.Dine inanılacaksa bin yıl önce gelmiş küflenmiş kitaplara inanılması gerekmez bizde.Başka zekaların ve başka iradelerin istek, emir ve hükümlerini boşverip içini dinlerse insan ve aklını kullanırsa; elbette ki öz fikirlerini ve öz dinini bulacaktır.Bunun için önce kendinden olmayandan bir süre arınmalı insan ve içine dönüp dinlemeli içini.Yürümeyi zaten bilen bir insanın prangalarını bırakması ve adım atması yeterlidir yürüyebilmesi için.

• Statik doktrinler, ortak ülküye adanmadıkları sürece benliği yok etmeye programlıdır.Ben ile biz’i çarpıştırırlar, birey ve toplum ilişkisini çıkmaza sokarlar.Öyle bir hal alır ki bu; toplumla çıkarı çatışan birey ya toplum çıkarı için kendini feda eder ve şehit olur ya da toplum onu feda eder ve hain olur.Eğer ki birey güçlüyse anti sosyal olur ve topluma zarar verir.Onu da yapamıyorsa ama kendine yetebiliyorsa asosyal olur ve çıkarını böyle korur.Statik doktrinlerin insanlığa getirdikleri budur.Öğreti ise insanın evrensel bütünde hak ettiği yere ulaşmasını destekler: yani kendi cenneti olan Dünya’da yaşayıp diğer canlılarla da bağlantıda olmasını.Ve ister Yhwh ister başkası bu cenneti cehenneme çevirdiyse, insanların cennetlerini yani dünyalarını ve haklarını bu hastalıklı düşünceye/bilince karşı korumalarını.Bunun olması içinde insanın kendisini tanıması,bilmesi zihnini özgür ve hür bırakması hiç bir varlık veya tanrı için köle olmayıp kendi tanrısallığının farkında olması gerekir.Bir insanın karnının doyabilmesi, sağlıklı beslenebilmesi, (ruhsal, düşünsel ve cinsel olarak), cinselliğini yaşayabilmesi, zekasını tamamen kullanabilmesi, ruhsal güçlerini bilip kullanabilmesi ile tüm bu saydıklarımın herkes için geçerli olması kime zarar verecek ki birey-toplum, ben-biz çatışması olacak?

Dünya, bütün bu saydıklarımı her insana sağlayabilir.Yoktan var olacak nimetler değildir bunlar.Hem de “İki ekmeği olan birini aç olana versin.” gibi herkesin orta halli olmasından çok daha başka ve güzel çözümleri vardır Dünya’nın.Gördüğümüz gibi: Dünya’da insanın insanı kıskanması için hiçbir neden yok.O halde neden kıskançlık var Dünya’da; neden herkese fazla bile geleni yetiremiyoruz bir türlü?

Ben size cevapları vereyim: aklı başında insan kıskanç olamaz.Aklını hiçe sayanları kullanarak Dünya’ya kıskançlık sokan; kölelerin, akılsızların, yarım insanların ve ölüm ile kanın tanrısı olan Sahte tanrı’dır elbette ki herkese yetecek bir Dünya var elbet ancak o ölüm ve kan istiyor.Önce insanlıktan aklı alıp kıskançlığı verdi.İnsanlıktan da ondan kıskançlığı alıp kan ve ölümle besleyecek onu; bunu bekliyor.

Öğretimiz bu yüzden “Kendimizi tanımayı” öğütler ve bunun herkesçe yapılmasını önerir.Herkesin önce kendi ben’ini saymasına saygı göstermemiz kıskançlığı yok edecektir.Çünkü bilmemiz gereken şudur ki; her ben’e yeter bu Dünya ve ben-biz çatışması sadece çölde susuzken görülen serap gibi, Efendi’nin yaşamımızda etkisizliğinde gördüğümüz bir ilüzyondur.Önce arzularımızı dinlemeliyiz ve daha sonra aslında arzulamadığımız ne çok şeyi kıskandığımızı fark etmeliyiz.İçimizinden ve yeryüzünden kıskançlığı sildiğimizde anlayacağız bu Dünya’nın cennetimiz olduğunu.

-Dualitenin Işık Cephesi (POL Üyesi)

GAZABIN TANRISI

GAZABIN TANRISI

Allah’ın özellikle gazabın ve şiddetin tanrısı olduğunu söylemek çok kolaydır. Üzerinde düşünmeye felsefe yapmaya, olayları ve ayetleri ezip, büzüp, isteğimize göre yorumlamaya çalışmamıza hiç gerek yok. Doğrudan, önce kendi kitaplarına bakmamız, bunu görmek için yeterli. Ama siz Tevrat ve Kuran olumaktan sıkıntı duyuyorsanız bu konuda yazılmış bir sürü “Eser!!” var. Din ya da Cennet komisyoncuları bu alanı hiç boş bırakmamışlar. Hemen hemen her yerde Allah’ın yok ettiği kavimlerden bahseden, gazaplarını anlatan kitaplar dolu. Doğrusu bu kimseler o kadar mükemmel çalışmalar yapmışlar ki, daha iyisini yapabilmek çok zor görünüyor. Onları alın ya da bir şekilde bulup okuyun.
Bu kitaplardaki şaşılacak şey, adamların bütün söz konusu katliamları birer övünç vesilesi olarak görmeleri. Yok edilmeyi hakkeden kavmi anlatmaya başlıyorlar, derken bir peygamber gelip tehditler savuruyor, anlatılan olaydaki gerilim tırmandırılıyor ve son kısım büyük bir orgazm patlaması ile geliyor. Allah o kavmi yok ediyor. Din komisyoncuları da bar, bar bağırıyorlar, “En büyük tanrı bizim tanrı, başka büyük yok. Bizim tanrımız sizinkini döver!” Bir yandan Allah’ın ne kadar iyi ve sevecen olduğunu anlatırken bir yandan da yapılan katliamdan sevinç duyup orgazm olmaları anlaşılır şey değil. Ama korkarım ki, burada yanlış bir şey söyledim çünkü bu tutum çok kolay anlaşılır. “Müslüman olmayan ölsün. Allah’a pil olmayan, başka bir varlığa pil olup, onu güçlendirmesin.” düşüncelerini bilmek bunu anlamak için yeterlidir. Kafirin ölmesine sevinmek Cennetlik olmaya yardımcıdır. Ana mantık bu. Kötülemek için birşey söylememe hiç gerek yok. Allah’ın, gazap ve şiddetin tanrısı olduğunu ispatlamak için bir araştırma yapıp gayret sarfetmeme de gerek yok. Adamlar bunu zaten yapmışlar. Ama onlar kan kokusundan orgazm olarak övgü için yapmışlar. Bunları tarafsız gözle bir okuyun yeter. Bakalım içinizde allah sevgisi mi uyanacak yoksa dehşet ve tiksinti mi?

“Bir tanrı, akılla kabul edilir. Bir tanrı, sevgiyle kabul edilir ve bir tanrı,insanlarını güzellik ve zevkle elde ettiği için kabul edilir. Öyleyse nedendir, çok yaygın olan “Allah korkusu” lafı ve onun yanısıra çok kullanılan “Allah sevgisi” sözü; bir varlık nasıl sever kendisini zorlayanı ve ölmekten fazla korktuğunu ve keskin bir kılıç gibi her an başının üzerinde asılı olanı? Onu ele geçirse insan bir madde olarak yok etmez mi; sadece korkusundan kurtulmak için. “

Ayetler Kitabı
IV.Bölüm 28. Ayet

Cinsel Enerji ve doğru uyandırılması

CİNSEL ENERJİ – EŞCİNSELLİK – CİNSEL TECAVÜZLER

Cinsel enerji seks anında ortaya çıkan yüksek bir enerjidir. Pek çok faydası vardır. Satanistler ister grup seks olsun, ister ikili ilişki olsun her durumda cinsel enerji üretmeli ve Şeytan’a ulaştırmalıdır. Başka bir ifade ile ona sunu olması ve tepki olarak da, Şeytan’dan enerji alınması için, cinsel enerji üretmelidir. Peki sadece bunlarla sınırlı mıdır? Hayır. Cinsel enerji bizi sahte tanrının etki alanından uzak tutar. Ona zıt enerji ürettiğimiz için bir nevi ondanda korunmamıza yarar. Bu yüzden bizim için sadece zevkle üretebileceğimiz güçlü bir enerjidir.

Cinsel Enerjinin uyarılması

cinsel enerji

Cinsel enerjinin uyarılması için de mutlaka her iki tarafın da zevk alması gerekmektedir. Bir tarafın isteksiz olduğu, zevk almadığı, görev olarak veya menfaat karşılığı yaptığı cinsel ilişki, cinsel enerji üretemez. Tecavüzler veya sadizim vasıfları taşıyan ilişkiler de enerji üretemezler. Bununla beraber şunu da söylemek gerekir ki, iki tarafın da zevk aldığı, kendisini bütün zincirlerden hür bıraktığı ve isteyerek yaptıkları sadist ilişkiler de cinsel enerji üretirler.

“Kimse utanmamalı içindeki istekten. Ama kimse de zorlamamalı başkasını; ya da aptallığından ya da cahilliğinden istifade etmemeli. Her şey, tam bir anlaşılmayla ve rıza ile olursa, buna karışamaz kimse.”

Ayetler Kitabı
III. Bölüm 59. Ayet

Zevksiz bir cinsel ilişkide veya zorlama durumlarında cinsel enerji üretilemez . Özellikle Şeytan’a inanan kimselerin hem ona ulaşabilmeleri, hem sahte tanrının etki alanından çıkabilmeleri, hem Şeytan’dan tam tersi etkiler alabilmeleri için cinsellik konusunda hür, serbest, heyecan uyandırıcı ilişkilere girmeleri, utanmamaları gerekir. Kafalar tamamen boş olmalı ve herşey içgüdüsel yapılmalı. Herkes serbest seks yaşayabilmeli. Yukarda da belirtildiği gibi bu durum insanın eşi ile de gerçekleşebilir. İlle de herkesin grup seks yapması gerekmez. Ama bu tek eş tercih edildiği için yapılmalı veya öyle istendiği için olmalı. Utanmaktan, kıskançlıktan ve namusluluk taslamaktan değil. İsteyen tek eşli olur isteyen çok.

Eşcinsellik

Eşcinsel ilişkiler Şeytan açısından hoş görü ile karşılanırlar. Bu
konudaki hükümler açıktır. Herkes kendi içinden gelen ne ise onu
yapmalıdır. Kimse kimsenin cinsel isteklerine karışamaz ve
ayıplayamaz fakat eşcinsel ilişkiler sadece duyulan zevk açısından,zihinsel enerji sayılabileck bir enerji üretirler ve kişiler zevk aldıkları için gene Tanrı’ın gücünü uzak tutarlar. Hatta Şeytan’a da ulaşırlar fakat cinsel enerji dediğimiz şeyi tam olarak üretemezler. Çünkü erkek, erkekle veya kadın, kadınladır.

Burada pozitif ve negatif’i olumlu, olumsuz, iyi-kötü anlamlarında kullanmıyorum. Tıpkı elektrikteki anlamı ile kullanıyorum. Pozitif ve pozitif enerji üretemez aynı şekilde, negatif ve negatif de enerji üretemez. Enerji için mutlaka Pozitif ve Negatif yani, dengeli enerjiler gerekir. Eşcinsel ilişkilerde ise cinsel enerji dengesi yoktur ve açıkçası eşcinsel ilişki Şeytan’dan çok sahte tanrıya yakınlaştırabilir (bunu yazının devamında açıklayacağız). Bunun olmasını önleyen tek şey eşcinsel ilişkinin zevk için yapılması ve zihinsel engelleri yani sahte tanrının koyduğu zihinsel engelleri yıkmasıdır. Bu yüzden de Şeytan tarafından onay ve destek görür.

Eşcinsel ilişkide enerji dengesi olmamasına karşılık karşı cinsler
arasındaki anal veya oral seks böyle değildir. Karşı cinsler arasındaki Anal seks’le cinsel enerji uyarılabilinir. Cinsel enerji için cinselliğin yolu değil, karşı cinslerin olması önemlidir.

CİNSEL TECAVÜZ

Tecavüz ister karşı cinsler arasında, isterse eşcinsel anlamda olsun,mutlaka ve mutlaka kişileri sahte tanrının etki alanına sokar. Bu gibi şeyler sahte tarafından yasaklanmış görünmekle birlikte aslında onun tarafından belli edilmeden desteklenir ve teşvik edilir. Müslümanların savaşta ele geçirdikleri kadın ve erkelere tecavüz etmeleri normaldir.

Kadınlara yapılan tecavüzleri yanısıra erkeklere yapılanlar da
desteklenir. Hatta sahte tanrı, insanların bilinçaltlarını besleyerek
eşcinselliği devamlı olarak canlı tutar. Bu yorumların birinci kısmında Kuran’da yapılan Cennet tasvirlerinden ve Cennet’te oğlancılığın günah olmayacağını ima eden ayetlerden bahsettim. Bu gibi şeyler Müslümanlarda oğlancılığı ve oğlancılık fikirlerini canlı tutar. Başta Afganistan ve İran olmak üzere Müslümanlığın en yobazca uygulandığı ülkelerde, Eşcinsellik son derece yaygındır. İran’daki din komisyoncuları olan, her molla’nın dört beş tane oğlanı vardır. Araplar da bu işe çok düşkündürler. Neden?

ÜÇ SORU VE CEVAPLARI

1 – Sahte tanrı, neden eşcinselliği yasakladığı halde destekler?
2 – Neden, müslüman ülkelerde bu gibi şeyler çok yaygındır?
3 – Sahte tanrı, bu gibi şeyleri hangi yöntemlerle destekler?

Burada ortaya attığım, Sahte tanrının bu gibi şeylere destek göstermesi ve bunların kişiyi sahte tanrıya yaklaştırmaları bir çok kişide hatta kendisini satanist zanneden bir çok kişide bile tepki uyandıracak ve inanılmaz,hatta yukardaki üç soru bile son derece saçma görünecektir. Fakat bunlar doğrudur. Dilerseniz önce eşcinsellik konusunu ele alalım.

1 – Sahte tanrı, neden eşcinselliği yasakladığı halde destekler?

Şimdi birinci sorumuzu ele alalım. sahte tanrı eşcinselliği kesin olarak yasaklamıştır. Buna karşılık yeterli imkan verilerek eşcinsellik neredeyse resmi hale getirilmiş ve Cennet’teki gılmanlar, hizmet eden güzel, inci gibi gençler’den bahseden ayetlerle de canlı tutulmuştur. sahte tanrı eşcinselliğin olmasını ister fakat bu onun hoşgörüsünden değildir. Şimdi dinde ne kadar yasak olduğunu bilerek, eşcinsel ilişki kuran iki insanın kafalarındaki durumu değerlendirelim. Bu ilişkiyi gerçekleştiren kişilerin ikisi de büyük bir günah işlediklerini bilmektedirler. Bilinçaltları ve bilinçleri suçluluk duygusu ile doludur. Suçluluk duygusu ise, sahte tanrının beslendiği, istediği duygulardan biridir. Kul suç işleyecek ki, günahını affettirmek için devamlı olarak ona dua edecek, af dileyecek. yerlere kapanacak.

Bu duygu ile günlerce yaşayacak ve devamlı olarak sahte tanrının istediği negatif zihinsel enrjiyi üretecek. Sonra dayanamayıp, yine yapacak Yine af dileyecek. Sonunda bu işe alışıp, boş verecek fakat bilinçaltı gene de bu büyük günahla dolu olacak. Eşcinselliğe vazgeçilmez şekilde alışıp,hayatlarını yaşayanlar da önce bilinçaltı olarak negatif durumda olacaklar. Sonra, çevredeki yeni insanları eşcinselliğe teşvik edecekler ve suçluluk duygusu taşıyan kimseler çoğalacak. Bundan da sahte tanrının beslenmesi atacak. Yani, amaç bir şeyi yaptırtmamak değil. Suçluluk duyurarak, yasakları çiğneyerek yaptırtmak. Ayrıca zaten eşcinsel ilişki fazla bir cinsel enerji üretmez ki, bu enerji sahte tanrıyı rahatsız eder. İnsanların cinsel istek ve zevklerini eşcinsel ilişkilerle tatmin etmeleri ve karşı cinsle sadece üremek için, zevk almadıkları birleşmelerde bulunmaları sahte tanrı için en ideal durumdur. Bu şekilde cinsel enerji yok olur.

Hristiyan kilisesinde de durum aynıdır. Bugün Vatikan’daki rahiplerin yüzde doksanı eşcinel ilişkiler içindedirler. Geceleri uyurken rüyalarına kadın girmesin, uykuda boşalma olmasın diye cinsel organlarına haç koyup uyuyan rahiplerin, birbirlerine takıldıkları zaman nasıl sabahlara kadar dualar ettiklerini, tamamen tanrıya yönelerek ona nasıl da tam istenilen negatif zihinsel enerji gönderdiklerini düşünebiliyormusunuz? Tabii Hıristiyanlıkta bir de rahibeler var. Onların arasındaki ve müslümanlıkta haremde istiflenip de ayda veya iki ayda bir, o da on dakika filan cisellik yaşayan kadınların başka çareleri var mı ?Onlarda aynı şekilde ve aynı suçluluk duygularında…

 

İŞİN TECAVÜZ ŞEKLİ

Eşcinselliğin tecavüz şekli kadınlar arasında daha az olmakla birlikte erkekler arasında çok sıktır. Sahte tanrı açısından bu şekil daha makbuldür çünkü Tecavüz edenin suçluluk duygusunun yanısıra tecavüze uğrayanın hem suçluluk duygusu, hem cinsel kompleksleri, hem depresif durumları, kafa karışıklığı sahte tanrı için en mükemmel negatif duygu enerjisidir. Tecavüze uğrayan kimse zamanla eşcinselliğe alışsa bile bilinçaltı yukarda anlatılan olumsuzlukları korur. Ve de en önemli nokta. İster isteyerek, ister bir tecavüz sonucu eşcinsel ilişkilere alışan kimseler yaşladıkları zaman cinsellikleri kalmayınca sahte tanrının en büyük taraftarı olurlar. Hepsi kendilerini dine vererek,ölümlerine kadar ibadetlerini eksiksiz yerine getiriler ve devamlı af dilerler. Tabii bu da sahte tanrı için tatlının üzerindeki kaymak gibi oluyor.Türkiye’de mesleği bıraktıktan sonra kendisini ermiş ilan eden, dualar eden ve hatta büyücülük yaparak para kazanmaya çalışan bir çok eski eşcinsel vardır.

KADINDA KARŞI CİNSİN TECAVÜZÜ

Tecavüze uğrayan kadınların psikolojileri çok daha kötüdür. Tabii
kadınlarda eşcinsel tecavüz daha ender görülen ve zor bir şey
olmaduğundan dolayı burada erkekler tarafından tecavüze uğrayan kadınlardan bahsediyorum. Bu da sahte tanrı için makbul fiillerden biridir.

Tecavüz eden erkek belki fazla bir suçluluk duygusu taşımaz fakat uyandırdığı vahşi ve saldırgan zihinsel enerji gene istenen birşeydir.Bu gibi duyguları uyararak tecavüz eden erkek, o zamana kadar
dışında kalmış veya fazla etkilenmemiş de olsa bu aktivitesi ile sahte tanrının tesir dalgasına kapılır ve bundan kolay kolay kurtulamaz.
Kadına gelince. Sahte tanrı belki de her kadının bir şekilde cinsel tecavüze uğramasını da isteyebilir çünkü tecavüze uğrayan kadın işlem sırasında cinsel enerji üretemediği için ilişki zaten zararsızdır ve bu sırada sahte tanrının etki alanı iki tarafı da kavrar. Bundan sonra belki dayak yiyerek zorlanan kadın zaten yeteri kadar negatif zihinsel enerji uyardığı için sahte tanrının etki alanındadır.

Tecavüzden sonra çoğu kadın artık erkekten korkar ve cinsel
duyguları uyuşur. Hatta uzun süre cinsellikten de kendi cinsiyetinden de ve hatta cinsel organından da nefret eder. İşte ideal İslam kadını duyguları. Tabii İslam kadınları böyle değil ama İslami kaynaklara bakın, Kadının olması istenenin bu olduğunu görceksiniz.

Bu kadının artık sahte tanrıyı rahatsız edebilecek cinsel enerji üretebilmesi çok zordur. Hele de tecavüz birkaç kişi tarafından yapılmış ve şiddet kullanılmışsa kadın büyük bir ihtimalle artık ömür boyu cinsel soğukluk içindedir. İlerde bir gün, bir erkekle evlenir, fakat büyük bir ihtimalle cinselliği düzelmez. Sadece çocuk üreten ideal İslam kadını olur. Tabii kendisinin müslümanlığa bağlı bir türbanlı olması gerekmez. Hatta dinsiz birisi bile olsa kaderi budur. sahte tanrya pil olmak. Bu noktada hatırlatmakta fayda vardır ki, Evli çiftler arasında oluşan tecavüz durumlarının da belki dayak veya fazla fiziksel zorlama olmamasının dışında hiç bir farklılığı yoktur.

TECAVÜZE UĞRAYANLARA BİR ÖĞÜT

Kadın veya erkek olun. Başınıza böyle birşey mi geldi? veya
hayatınızda, ilerdeki günlerde böyle bir durumla mı karşılaşacaksınız? Fizik planda hakkınızı arayın, ne yaparsanız yapın fakat asla kendinizden nefret etmeyin, bunu yıllar yılı kafanıza takmayın.Duygusal olarak unutun gitsin. Bunu unutmaz ve kafanıza takarsanız ilerde aynı şeyle yine karşılaşmaya zemin hazırlamış olursunuz. Bu konu aşağıda anlatılacaktır. Karşı cinsten nefret etmeyin. Size bunu yapan bir veya birkaç tane sahte tanrının kuludur. Herkes öyle olmayabilir. Kendinize yaşama şansı tanıyın ki ömür boyu ona mahkum olmayın.

SAHTE TANRININ ETKİ ALANINDA OLMAK NE DEMEKTİR?

Şimdi gelelim yukarda devamlı olarak tekrarladığım şu, “Sahte tanrının etki alanına girmek.” deyimime. Öyle ya. Ne olur yani etki alanına girilirse? Zaten çoğu kişi sahte tanrının etki alanına girmek istemez mi?

Herkes ya da bunu iyi bir şey zanneden herkes ister tabii. Ama herkes bu derece yoğun giremez. Yoğun şekilde girmek için ya aşırı dindar veya böyle şeyler yaşamış olmak gerekir.

Yukarda anlattıklarıma bakarak kimse, sahte tanrının herkesi özel olarak takip edip, izlediğini ve söz konusu olumsuz durumları yaşarken onunla ilgilenip, etki altına aldığını zannetmesin. Etki alanı farklı bir durumdur. sahte tanrının, zaten çevrede kendi medyumlarından birisi olmadan sizin ne olduğunuzu, nasıl bir durumda bulunduğunuzu bilmesi imkansız

Etki alanı dediğim şeye spiritüalistler etki veya tesir konisi de derler. Burada amaç yukardan tutulan bir el feneri ışığı gibi, konik şekildeki bir etkiyi anlatmaktır. Ben etki alanı demeyi daha uygun bulmaktayım.Etki alanı sahte tanrının yaydığı ve güçlendikçe de daha, daha geniş hale getirdiği ve en fazla da kendi kulları üzerinde güçlü olan bir etki dalgasıdır. Bu bir ağa benzer. Yada network diyelim. Bu etki alanı her zaman yanımızda, üzerimizde, içimizdedir. Onunla içiçe yaşarız fakat aynı Şekilde Şeytan’ın da etki alanı içindeyiz. Kişinin bu etki alanlarının birinin içinde olmaması çok zordur. Ancak birinin içinde olarak diğerini uzaklaştırmamız mümkündür.

Bu alanın veya ağın amacı hem sahte tanrıya gereken ve insanlar
tarafından üretilen enerjileri taşımak, hem de genel bir etki yayarak
ağa takılan kimsenin kurtulmasını zorlaştırmak, kişi hangi nedenden takıldı ise o nedeni güçlendirmektir.

Söz konusu etki alanını ile sahte tanrının durumu devamlı takip ettiği de zannedilmesin. O çoğu zaman gurumun farkında bile değildir. Etki alanı zamanında yerleştirilmiş olan otomatik çalışan bir enerji dalgasıdır ve sahte tanrı güçlendikçe o da gelişip, güçlenir. Aslında örümcek ağı benzetmesi daha uygun olabilir çünkü ona kapılanın kurtulması, örümcek ağına yakalanan sineğin kurtulması kadar zor da olabilir.

Bu enerji dalgası ne yapar. Herşeyden önce kendisine yakalanan
kimselerin, sahte tanrının tercih ettiği türde enerjileri üretecek yapıda olmalarına yardım eer. Mesela kızgınlık, aldırganlık, Dinsel şeylere inangaçlık, sahte tanrının istemediği şeyleri söyleyenlere inanmama. Mesela bu yazıyı okuyup, gerekli ayetlere de baktığı ve yazılanların doğru olduğunu gördüğü halde bir çok kişinin okuduktan sonra unutması, doğru bulmaması, doğruluğunu ispatlayan ayet veya hadislerin gösterilmesine rağmen bunu görmemesi gibi

Bunların yanı sıra kendi din komisyoncularını desteklemek ve
güçlendirmek. Bu ağın bir görevi de yukara belirttiğim gibi ağa
yakalananın, yakalanma nedenini abartmaktır. Mesela dinsel
duygularla bağlanın dinsel duygusu ve inangaçlığı zamanla artar
dedik. Fakat dinsel hiç bir yanı olmasa da insan olumsuz duygularla bu ağa yakalanırsa bazı duyguları beslenir. Bu kişinin ibadetini ihmal etmeyen imanlı bir Müslüman veya Hıristiyan olması gerekmez. Hatta devamlı olarak dine küfreden bir inançsız da olabilir. sahte tanrı için farketmez. Önemli olan onun zihinsel ve duygusal yapısından uyarılan negatif enerjinin sahte tanrıya yönlenmesidir.

Bu açıdan baktığımız zaman bir teavüz olayında, tecavüze uğrayan dağılmış, perişan olmuş duygular içindeyken derhal etki alanını üzerine çeker veya daha dığru bir ifade ileetki alanını kendi üzerinde güçlendirir. Diyelim ki, bu kişi bir kadın olsun. Tecavüz olayı geçtikten sonra uzun zaman unutamaz, bu olayla yaşar ve devamlı olarak etkiyi güçlendirir. Üzerine çektiği etkiler ve özellikle de korkmuşsa onu devamlı olarak depresif durumlara sokacaktır. Depresyonu ve olumsuz duyguları arttıkça da etki güçlenecektir. Bu durum giderek hayatın değişik alanlarına da kayabilir. Kadın her konuda başarısız, silik veya korkak bir hale de girebilir. Bundan da duyacağı kompleks gene sahte tanrıyı besler. Bu şekilde yıllar yılı başarısız, gayretsiz olan kadınlar vardır.

Zamanla sevme ve sevilme duyguları, insanlara saygısı, herşeyi
körelir. Bunun başka kötü yanları da vardır. Msela kadın tecavüze
uğradığı için veya o sırada etki alanına iyice dalmışsa etki alını onun tekrar tecavüze uğramasını kaderi haline getirecek şekilde işleyebilir. Tecavüze uğrayan bir çok kadın hayatları boyunca, farklı zamanlarda birden fazla tecavüze uğrarlar. Sanki bu onlarda bir alışkanlık olmuş gibi olur. Çünkü etki alanı onların üzerine bu gibi şeyleri çekici bir enerji yığar.

Tecavüzcü için de durum pek farklı değildir. O da bir defa yapınca
bunu tekrarlar. Ya da vican azabı duyar. Her durum istenene
uygundur. Yakalanıp hapse atılırsa olumsuz duyguları artar ve her
olumsuz duygu sahte tanrıyı besler. Hatta kendisine kızılıp küfür edilmesi bile onu besler.

Tabii buraya kadar behsettiğim şeyler etki alanına, cinsel tecavüz
veya suçluluk duygusu ile kapılanlar için. sahte tanrının etkisini ve bunlara nasıl direnileceğini de ele alacağız.

Öet olarak söylemek gerekirse bazı kimseler vardır ve çoğumuz bu
gibi kimseleri tanırız. İşleri bir kere ters gitmeye başlayınca devamlı ters gider. Bir türlü olumsuzluktan kurtulamazlar. Bu yüzden sahte tanrıya dualar ederler ama bir işe yaramaz. Dua ettikçe daha çok dibe batarlar çünkü dualar da onun etki alanına yakınlaşmayı arttırır ve tabii onu besler.

2 – Neden, müslüman ülkelerde bu gibi şeyler çok yaygındır?

Şimdi ikinci sorumuza geldik. Hemen endişelenmeyin. Bu sorunun
cevabı, birinci sorunuki kadar uzun değil.

Eşcinsellik, cinsel tecavüz gibi şeyler sadece Müslüman ülkelerde
değil, iki cinsiyetin ayrıldığı, uzaklaştırıldığı, her yerde olur. Sahte tanrı ya kasıtlı yapıyor veya insan psikolojisini ve cinsel dürtülerini bilmiyor. Müslümanlık. Kadın şeytandır. Kadın pistir. Kadın kötüdür. Kadın ortalarda görünmemelidir der. Abartmıyorum. Bunları söyleyen bir çok hadis var. Kadın, erkekten ayrı tutulur. Örtülere sarılıp, sokağa poşetle çıkartılır. Bunun sonucu ne olur.

Bir erkek, bir kadınla ilişki kurabilmek için evlenmek zorundadır veya eski günlerdeyse cariye satın alır. Yani köle. Mddi durumu buna uygun olmayan erkekler ya da işi gereği, evli olduğu halde evlerinden uzak yerlerde bulunan erkeklerin bir kadınla cinsel ilişkiye girebilmeleri imkansız birşey. Bir kadına yaklaştıkları anda
farkedilirler. Fakat buna karşılık erkekler ve kadınlar kendi aralarında cinsel ilişkiye rahatça girebilirler çünkü iki erkek aynı çadırda yatabilir,yalnız başlarına dağa, ormana gezmeye gidebilir ve her imkana sahiptirler. Kadınlar da haremde zaten bir aradadırlar. Kısacası, cinslerin, kendi cinsleri ile bir arada olmaları çok kolay ve şüphe çekmeyen birşey. Dolayısıyla ya cinsel bunalımdan kuduracaksınız ya da eşcinsel ilişkiye gireceksiniz. Başka çare yok.

3 – Sahte tanrı, bu gibi şeyleri hangi yöntemlerle destekler?

Bu sorunun cevabı zaten yukardaki, ikinci sorunun cevabının içinde. Sahte tanrı, islam şeriatı ile, cinsleri ayırarak, kadını kirli, pis, şeytan göstererek, Cennet’te oğlancılığın günah olmayacağını hissettirerek belli etmeden eşcinselliği esteklemiş olur fakat bir yandan da dehşetli tehditler savurarak yasklar. Bunların hepsi bir plan dahilindedir.

EŞCİNSELLİK KÖTÜMÜDÜR?

Bütün bu durmları gördükten sonra eşcinselliğin kötü olduğunu
söylemeye çalıştığımız da düşünülebilir. Hayır. Kötü değildir. Fakat
Şeytan’ın kuralları içinde, isteyerek, sahte tanrıya ve onun günahlarına gerçekten boş vererek, korkmayarak, suçluluk duygusu olmadan yapılırsa kötü değildir. sahte tanrıya bağlı olarak ve günah kaygıları içinde yapılırsa o zaman kötüün kötüsü olur.

Ve Şeytan açısından da insanın, kendi kafasındaki zincirleri kırması ve sahte tanrının kurallarının ve etki alanını dışına kaçması nedeni ile kutsanan birşeydir.

ASEKSÜELLER NE YAPMALI?

Aseksüel olduğunu düşünen, cinselliğe hiç bir şekilde ilgi duymayan kişiler ise kendilerini enerjisel olarak geliştirerek, öğretinin ışığını insanlığa yayarak, bir şeyler üreterek bir çok şekilde hizmetlerini yapabilirler.

Bu yazı Uyanış kitabından alınarak Pol Rahibi
Furkan Mavi tarafından düzenlenmiştir. Işıkla Kalın!

Araplaşmak

Türkler’in Müslüman oluşu
ve Araplaşmak

Bu yazıda araplaşmanın ne olduğu bize etkileri üzerine bir derleme
yapacağız. Öncelik ile araplaşmak nedir?

Araplaşmak ya da Arabileşmek, Arap olmayan bir bölgenin fethi ile
Arap olmayan nüfusta Arap etkisinin artmasını, Arap dilinin, kültürünün, kimliğinin kademeli olarak benimsenmesini tarif ediyor.
İslam dini ve bunlarla ilişkili İslam’a dayanan sosyopolitik düzen, Arapça bir dille indirilmiş olan Kur’an Araplaşmada merkezi bir rol oynamıştır; bu, genellikle fethedilen topraklarda İslamileştirme ile beraber ilerlemiştir.

İlk olarak İslam‟ın bir arap dini olduğunu belirtelim

“Böylece biz sana Arapça bir Kur‟an vahyettik ki,
şehirlerin anası olan Mekke‟de ve çevresinde
bulunanları uyarasın. Hakkında asla şüphe olmayan
toplanma günüyle onları uyarasın. Bir grup cennette,
bir grup ise cehennemdedir.(Şura 7)

Olay Mekke ve çevresinde Muhammed‟in TLE nöbetleriyle başladı yani kutuplarda nasıl oruç tutacağız diye düşünmene gerek yok mümin kardeş. İslam‟da arap olmayan Müslümanlara köle anlamında ki “mevali” denir. Ama sen daha hoparlörün icat edilmediği yıllarda peygamberinin 100.000 kişiye veda hutbesinde ırkçılığı ve köleliği yasaklayan şeyler söylediğine inanıyorsan o senin bileceğin iş.Sizinle bir hadis paylaşayım.

“şu da kıyamet alametlerinden: kıldan(keçe) ayakkabı giyen bir toplumla vuruşup öldüreşeceksiniz. geniş yüzlü, yüzleri kalkan gibi, üst üste derili toplulanvuruşmanız-öldürüşmeniz kıyamet alametlerindendir. siz(müslümanlar), küçük gözlü, kızıl yüzlü, basık
burunlu, yüzleri kalkan gibi, derisi üst üste binmiş olan türklerle öldürüşmedikçe kıyamet kopmaz.”( bkz. buhari, e’s-sahih, kitabu’l-cihad/95; müslüm, e’s-sahih, kitabu’lfiten/66, hadis no: 2912; ibnmace, h.no: 4097-4098).

70 yıl süren türk-arap savaşlarında talkan ve curcan katliamları gibi birçok katliam yaşanmıştır.100.000’e yakın Türk öldürülmüş 50.000‟e yakın türk ise cariye ve köle yapılmıştır.Araştırmanız dahiline bu tarihi kayıtlardan bu bilgilere erişmeniz mümkün.Kısacası türkler zorla Müslüman yapılmıştır.Ve
İslam’la da asimile edilmişlerdir. Araplaştırma Irak, Suriye yakın geçmişte uygulanmış bir yöntemdir.Ama başarılı olamamışlardır. Bunun nedeni buradaki hükümetlerin BAAS(arap ulusunu sosyalist bir devlette birleştirmeyi amaçlayan düşünce) ideolojisine sahip olmasıdır.Yakın tarihte gözlemlendiği üzere İslam kılıfı altında olmadan Araplaştırma girişimleri başarısız olmuştur.

Araplaşmanın Türklere zararları nelerdir ?

Genelde her millet belli bir inanca mensup olmaya gereksinim duyar, Bu tarihten boyunca böyle olmuştur. Ama devletler diğer devletlerin etkisinde olmamak için diğerlerinden farklı bir inanca sahip olmuşlardır .Bunu yapamadılarsa da en kötü farklı bir mezhep kurmuşlardır .Bunun nedenini günümüzde çok iyi
anlıyoruz Bugün baktığımız zaman birçok ayrıntıyı görebilmekteyiz. Bugün birçok müslüman Türk, talihsiz bir biçimde çocuklara Arapça isimler koyarak, bir Arap gibi yaşayarak ve düpedüz Arapların üstün bir millet olduğuna inanarak” kendi yurdunda asimile edilmektedir. İnsanlığın en temel korkularından biri olan ölüm ve bilinmezlik korkusu kullanılarak, resmen insanlara
şantaj yapar gibi Arap kültür emperyalizmi, dinmiş gibi dayatılmaktadır. İslam bu yüzden Türklere tarih boyunca büyük bir zarar vermiştir.

1-) Bugünkü azınlık sorunlarının temelinde İslam inancı vardır. İslam inancı sayesinde bu azınlıklara hoşgörü sağlanmış ve baskınlık kurmalarına izin verilmiştir.

2-) Türklerin milli hırsları körelmiştir, Türk milletinin içindeki Türklük bastırılmıştır.

3-) Dünya hakimiyetinin kurulacağı bir dönemde İslam inancının beraberinde getirdiği mezhep bölünmeleri yaşanmış ve sırf inanç farklılığından dolayı Türk, Türk’e düşman olmuştur. Osmanlı-Safevi savaşı bunun en açık örneğidir.

4-) Yavuz Sultan Selim ”alevi yada şii inancına sahip olduğu” için Türkleri, İran içine sürmüş ve ”şafi  oldukları” için Kürtleri getirip Anadolu’ya yerleştirmiştir..

5-) Türk devletlerinin içi devşirme paşalar, devlet adamları ve saray kadınları ile doldurulmuş devlet içeriden çürümüştür.

6-) Senelerce Araplar ”millet-i nebevi” sayılmış, savaştırılmamış ve kendilerinden vergi de alınmamıştır. Türkler, Arapların fedailiğini yapmıştır ve mükafat olarak da koca bir ihanet miras almıştır..

7-) Siyasi İslam belası başımıza sarılmıştır.

8-) Türkler orijinal dininden uzaklaşmış ve gelmiş geçmiş en karanlık dinlerden birisine yüzyıllarca inanmışlardır.

-POL Birisi

Satanizm

Satanizm nedir?

  Önyargılarınızı kapı dışarı bırakarak yazımı okumaya başlamanızı rica ediyorum. Satanizm insanlığın başından beri olan bir inanç, sevgi ve mücadeledir. Satanizm kan ve şiddet değildir. Medyada çıkan birkaç serserinin yaptığı saçma şeylerin günah keçisi de değildir. “Günah keçisi” ne güzel bir tabir değil mi? Şeytan ile özdeşleştirilen hayvanlardan bir tanesidir keçi. belki de bu kavram da buradan geliyordur kim bilir? Kısacası gerçeği saptırmaya çalışanlar tarafından satanizm sürekli karalanmıştır. Kontrollü karşıtlıklarla gerçek yol kapatılmaya çalışılmıştır fakat unutulan bir şey vardır, gerçeğin önünü kapatmaya kimsenin gücü yetemez.

Şeytan sahte tanrı tarafından yaratılmamıştır, Şeytan sizi kötülüğe götürmeye çalışan bir varlık değildir. Şeytan insanın düşmanı değildir. Tüm bilinenlerin aksine Şeytan insanın yol göstericisidir, bize yapıtaşlarını veren varlıklardan biridir bu yüzden de bir bakıma anne/babamızdır Şeytan. İçimizde, en derinimizde sevgisini tutkuyla hissedebileceğimiz varlıktır. Korkmayın ve devam edin okumaya, en azından medyanın saçmalıkları yerine gerçek bir şeyler öğrenmiş olacaksınız.

İnsan gelişmiş varlıkların/tanrıların projesinin bir sonucudur. Burada tanrıdan kasıt bu gelişmiş varlıklardır. İnsnın asıl yapılış amacı sağlamaktı bağlantısını Dünya’ nın kozmik bütünlüğe. ve hasat edicisi/toplayıcısı gibi olmasıydı tanrılara. Yapıldı/yaratıldı insan tanrıların/varlıkların gelişmiş bilimiyle. Ol demekle olmadı tüm bunlar aşama aşama oldu her şey ve en büyük rolü oynayan varlıklardan biriydi Şeytan. . Dünyanın canlısı ki, dünyada yaşayacak ve tanrılarla iletişimde olacak ve dünyayı geliştirecek ve kozmik bütünlüğün parçası olacak olan canlı, aynı zamanda dünyayı da kozmik bütünlüğe bağlayacaktı. Bu yüzden O, dünyanın kendi maddesinden olan kendi canlısı olmalıydı.

Her tanrı verdi kendi enerjisinden insanın yapıtaşlarına ve her tanrı değişik alanda yoğun bir enerjidir aslında.Tanrılar biliyorlardı ki, insanın kendilerinde olan vasıflarla aktif olmaları enerji verecekti onlara. Kötü tanrı savaştır, kötü tanrı bunalımdır, kıskançlık ve yalandır. Bu enerjilerden beslenen tanrıdır o. Yaratılışı/Yapılışı bittiğinde insanın bozgunluk çıkardı kötü tanrı, tanrılar arasında. İnsanın sadece ona enerji hasat etmesini daha doğru bir tabirle kölelik etmesini istedi. İstemedi insanın tanrılarla iletişimde olmasını ve hem görevini yaparken hem de tanrısallığa ulaşmasını. Zorladı diğer tanrıları kendi istekleriyle kendi bünyesine katılmaya veya yok olmaya. Ona katılanları birer köle haline çevirdi ki siz bunlara melekler de diyebilirsiniz. Kendi bünyesine ekledi ve yok etti benliklerini. Şeytan karşı çıktı kötü tanrının yaptıklarına ve isyan etti ona. Kötü tanrıya karşı gelen diğer tanrılarla beraber terk etti insanı ürettikleri mekanı. İşte bu yüzden denir kötü tanrının kitabında bile “Sen izin verilenlerdensin.” diye…

Şeytan başından beri yanında oldu insanın, hiç yalnız bırakmadı onu ama insan kaybetti savaşı hiç kaybetmemesi gereken zamanda, ki almışken bile tanrıların gücünü… ve kötü tanrı baskın güç oldu Dünya’ da. Kötü tanrının müridleri köleleştirdiler insanlığı. Kapattılar önünü düşünmenin, sanatın, sevginin ve hatta sevşimenin ama Şeytan’ ın öğretisi diğer bir deyişle insanlığın özgürlüğünün savaşı hiç bir zaman bitmedi bu mücadele insanlığın başından beri bu zamana kadar süregeldi. Yıktı kötü tanrı ve onun müridleri kendilerinden olmayanları hiç acımadan ve yok ettiler tüm kadim inanışları ve güzellikleri. Kötü dediler iyi olan her şeye ve düşman yaftası yapıştırdılar tüm güzel isimlere.
Satan’ a “düşman” olan dediler en eski dillerden biri olan sanskritçe de “Mutlak Gerçek” anlamına gelen kadim tanrıya…

Satanizm düşünmektir ve farkında olmaktır gerçeklerin. Kendini her anlamda geliştirmektir. Ruhu geliştirmek ve enerjimizi yükseltmektir. İnsanlığın kölelikten kurtuluşunun Şeytan tarafından verilmiş anahtarıdır. Yememizi asla istemedikleri Yasak Meyvedir. Meditasyonlar yapmak, kendini kabullenmek ve daha ileriye taşımaktır. Gerçektir içimizde hiç sönmeden yanan…

Yazımı burada sonlandırıyorum. Umuyorum ki önyargılarınızı bi kenara bırakabilmiş ve gerekli bilgiler edinebilmişsinizdir. Yeni yazılar yazıyor olacağım. Takipte kalın. Selam olsun gerçeğin öğretisinin adanmışlarına. Selam olsun kudretli Şeytan’a ve yolumuzda ki diğer tanrılara!

Pedo-Naziler SS grubu

    Path Of Lucifer olarak sitemizde hiç bir zaman direkt suçlama olabilecek şeyler yazmadık ama bugün bir ilki gerçekleştirmek durumundayız. Satanizm yıllar boyunca insanların kişisel iğrençlikleri yüzünden kirletildi, kirlendi ve kötü bir ün kazandı. İnsanlar kendi iğrençliklerini satanizm adıyla maskelediler. Kimi zaman bir kedi kestiler sadist duygularıyla ve böyle tatmin ettiler kendini ve suçu Şeytan’ a attılar. Kimi zamansa daha farklı iğrençlikler yaptılar ama dikkatli incelendiğinde bu olayların (medyanın abartması bir yana gerçek olanlar) ortak yönünün insanların hastalıklı fikirlerine bir kılıf uydurma çabası olduğunu görüyoruz. Bugün ise bu kötü örneklerden birinden bahsedeceğiz Türkiye SS topluluğu. 

Kim bu SS topluluğu?

spirituelsatanizm.blogspot.com sitesinde yayın yapan bu topluluğu Peacock (PeppermintTaco) nickli kişi kurdu ve yönetiyor. Spiritüel satanist olduklarını iddia ediyorlar. Kötü JoS örneğinin daha da kötü uzantısı olan bu topluluğun sanırım dünya da eşi benzeri yoktur çünkü savundukları şeyler ve iddiaları gerçekten çok komik ve hiç bir şekilde geçerliliği olmayan şeyler, lafı fazla uzatmadan savundukları iddialara geçmek istiyorum. (En komiklerini ve Adminlerinin pedofili olayını sona sakladım.)

1-) Ruhun ırkı ve cinsiyeti vardır.
Bu gerçekten çok komik bir iddiadır. Irk kavramı insanların adlandırdığı bir kavramdır. Ruh gibi enerjisel bir şeyin ırkı olduğunu iddia etmek büyük saçmalık.

2-) Adolf Hitler ölmedi , tanrı oldu

Diğer komik bir iddia ise bu grup Adolf Hitler’ i resmen taparcasına savunmaktadır. Onun ölmediğini tanrı olduğunu söylemektedirler. Hatta hitler Satanistmiş komik tarafı da adanma metni bir müzede hala saklanmaktaymış. (Kaynak: Peacockun Götü)

3-) buna ne tür bir başlık verebilirim bilmiyorum …

Havada duruyormuş. Bir dakika… uçan adam sabrinin küçüklüğü?!?! şakayı bir kenara bırakırsak 8 yaşında birinin adanması ne kadar doğrudur? Bu ibrahimi dinlerin yaptığı beyin yıkamayla aynı şeydir. 8 yaşında ki bir çocuk neyi okumuş, araştırmış ki satanizmi seçip adanmış? Bu düpedüz çocuk istismarıdır. (Beyin Yıkama başlıklı yazımıza bakabilirsiniz. Aydınlatıcı olacaktır.)

4-) “Yahudiler Uzaylıdır.”

Sanırım en saçma ve komik iddiaları bu. Yahudilerin uzaylı bir ırk olduğuna ve reptilianlar tarafından üretildiğine inanıyorlar. Yıl 2017 hala böyle saçma şeylere inananlar olduğunu bilmek (cringe)

PEDOCOCK

Şimdiyse merakla beklediğiniz kısma geliyoruz bu grubun kurucusu olan peacock’un “küçük kızlara” olan ilgisini kendi mesajlarıyla okuyacağız. ekran görüntüleri Pedocock un C2 hesabında yaptığı konuşmalardır.

Maalesef ki böyle saçma insanlar ortaya çıkıp öğretimizi kirletiyorlar. Satanist Nazicilik oynuyorlar. Yahudilere uzaylı diyor , “demon sikiyor” ve pedo davranışlar gösteriyorlar. Elimizde daha fazla kanıt bulunmaktadır. Kimseden hiç bir konuda çekincemiz yoktur. Dilediğinizi sorabilirsiniz, cevaplayamayacağımız bir pürüz yoktur bizim topluluğumuzda. Kudretli Şeytan’ ın adını kullanarak başka şeylere kılıf hazırlayanlara İstismarcılara , satanizmi siyasetle karıştıranlara, hayal dünyasında yaşayan umut tacirlerine

ASLA GEÇİT VERMEYECEĞİZ!

-Rebellion
Path Of Lucifer Baş Rahibi

"Ben, İçinizdeki Işığım; binyıllardır sizden gizledikleri" -Ayetler Kitabı